Pages

Ads 468x60px

17 Haziran 2013 Pazartesi

Malatya Tanıtım Videoları

MALATYA İLİ TANITIM VİDEOLARI
malatya videolar,malatya seyret,malatya görseller,malatya tanıtım videoları
MALATYA İLİ TANITIM VİDEOLARI   MALATYA İLİ TANITIM VİDEOLARI    MALATYA İLİ TANITIM VİDEOLARI    MALATYA İLİ TANITIM VİDEOLARI    MALATYA İLİ TANITIM VİDEOLARI    MALATYA İLİ TANITIM VİDEOLARI    MALATYA İLİ TANITIM VİDEOLARI   MALATYA İLİ TANITIM VİDEOLARI

Malatya Spor Kulübü

MALATYA SPOR

malatyaspor logo
malatya spor tarihçesi
Tarihçemiz

Malatyaspor isimli bir kulüp ortaya çıktıktan sonra futbol takımının profesyonelliğinin tescili ile ilgili işlemler yürütülürken halen amatör olan futbol takımı da mahalli amatör lige katılmıştır. Mahalli ligin ikinci yarısı başlamamıştı ki Malatyaspor futbol takımının profesyonelliğinin tescil edildiği haberi alındı. Ve takım mahalli ligden çekilerek yeni sezonda mücadele edeceği Türkiye ikinci ligine alındı. Malatyaspor kulübünün profesyonel olarak Türkiye ikinci ligine direk alınması zamanın futbol federasyonu başkanı Sayın Orhan Şeref APAK'ın gayretleri ve çabaları neticesinde olmuştur. Malatyaspor kulübü profesyonel olarak ilk genel kurulunu yapmış ve başkanlığa o zamanın Malatya Belediye Başkanı olan Merhum Turgut TEMELLİ getirilmiştir, Yönetim kurulu Üyeliklerine ise İlhan KILIÇASLAN, Nuri AKBEZ, Gazi KABASAKAL, İsmet ASKERAN, Mustafa KOCATÜRK, Bedri ÇALI ve Kazım SARAL gibi spor çevresinin yakınan tanıdığı isimler getirilmiştir. Malatyaspor Kulübü Profesyonel takımının ilk Teknik Direktörü " Uğur ERSOY" 'dur. Malatyaspor Kulübü kurulduğu ilk yıl olan 1966 - 1967 sezonunda Türkiye 2nci liginde sezona başlamış, profesyonel ligde ilk sezonunda ligde kötü bir dönem geçirerek sezon sonunda 3ncü lige düşmüştür. Altı yıl gibi bir süre 3ncü ligde oynadıktan sonra 1972 - 1973 sezonunda başarılı geçen bir yılın ardından Türkiye 2nci ligine terfi etmiştir. 1980 - 1981 sezonunda kullanmakta olunan " Sarı - Siyah " forma rengi " Sarı - Kırmızı " olarak değiştirilmiştir. 1983 - 1984 sezonunda Türkiye'de bir ilki gerçekleştirilerek namağlup olarak 1nci Türkiye ligine terfi etmiştir. 1nci Türkiye liginde 6 yıl mücadele etmiştir. Bu ligde en başarılı sezonunu 1987 - 1988 sezonunda ligi 3ncü sırada bitirerek ülkemizi Balkan Kupası'nda temsil etmiştir. 1989 - 1990 sezonunda ligi 44 puanla 14ncü sırada bitirerek şaibeli bir şekilde ligden düşürülmüş ve bu konuda haklılığı ispatlanmasına rağmen bir türlü hakkı geri iade edilmemiştir.

malatya spor takım
Malatyaspor kulübü futbol takımı 11 yıl 2nci Türkiye liginde mücadele etmiş ve nihayet 2000 - 2001 sezonunda klasman birincisi olarak katıldığı ekstra Play - Off müsabakalar sonunda muhteşem bir şekilde Süper 1nci lige terfi etmiştir. Malatyaspor kulübü başkanlığını Malatya Belediye Başkanı Sayın Mehmet Yaşar ÇERÇİ yapmakta iken 2002 yılında Kulüp Başkanlığı görevini, Kulüp Yönetiminin daha profesyonel bir şekilde olması gerektiğini şu anki Resmi görevi ile Kulüp Yöneticiliğini yapmakta güçlük çektiğini bildirerek Kulüp Başkanlığı görevinden ayrılmış ve yapılan Olağanüstü Kongrede Kulüp Başkanlığı görevine Hikmet TANRIVERDİ oy çokluğu ile gelmiştir.

malatya spor
Her anlamda Profesyonel bir düşünce tarzı ile hareket eden Hikmet TANRIVERDİ göreve geldiği yıl Seneye UEFA'da mücadele edeceğiz demiş ve bunu ertesi yıl çıkardığı müthiş kadro ile başarmıştır. Halen Hikmet TANRIVERDİ Başkanlığındaki Malatyaspor Kulübü yönetim Kurulu 29 Asil, 29 Yedek, 3 Denetleme ve 3 Disiplin Kurulundan oluşuyor...

1966 / 1967 : 2nci Türkiye liginde Profesyonel lige başlayış.
1966 / 1967 : Sezonu sonu 2nci ligde 3 üncü lige düştü .
1972 / 1973 : sezonun sonunda 3 ligde şampiyon olarak 2 lige çıkma başarısını gösterdi .
1983 / 1984 : sezonu namağlup şampiyon olarak bitirerek 1nci lige terfi etti.
1984 / 1985 : sezonunda 1. ligi 31 puanla 14ncü sırada bitirdi .
1985 / 1986 : sezonunda 1. ligi 32 puanla 13ncu sırada bitirdi.
1986 / 1987 : sezonunda 1. ligi 39 puanla 6. sırada bitirdi.
1987 / 1988 : sezonunda 1. ligi 62 puanla 3. sırada bitirdi.
1988 / 1989 : sezonunda 1. ligi 3. sırada bitirdiğinden Balkan Kupasına katılarak Ülkemizi Balkan Kupasında temsil etti. Kupadaki tek maçını İnönü Stadı'nda Yunanistan'ın Ofi De Crete takımıyla oynayan Malatyaspor, maçtan 3-2 yenik ayrıldı.
1988 / 1989 : sezonunda 1. ligi 43 puanla 12. sırada bitirdi. Bu sezon Fenerbahçe ile Türkiye Kupası'nda yarı final oynadı ve İstanbul'da 1-0 yenildiği maçın rövanşında 2-1 kazanmasına rağmen elendi.
1989 / 1990 : sezonunda 1. Türkiye ligini 44 puanla 14. sırada bitirdi ve 2. Türkiye ligine düştü.
1996 / 1997 : 2. lig Klasman 5. grup 4. sırada 43 puanla bitirdi.
1997 / 1998 : 2. lig Klasman 5. grubu 6. sırada 42 puanla bitirdi.
1998 / 1999 : 2. lig Klasman 5. grubu 6. sırada 37 puanla bitirdi.
1999 / 2000 : 2. lig Klasman 5. grubu 4. sırada bitirdi.
2000 / 2001 : sezonunu 2. lig Klasman 5. grupta lider olarak tamamladı. Antalya'da yapılan Ekstra play of müsabakaları sonucunda Türkiye Süper 1. ligine terfi etti. 2001 / 2002 : 1. Süper Ligine 11 yıl aradan sonra girdiği ilk sezon olması nedeni ile zor bir ilk yarı ve ardından Muhteşem bir ikinci yarı ile Bütün futbol otoritelerinin düşmesine kesin olarak baktığı Malatyaspor; 15 yıllık bir süre içerisinde ilk yarıyı sonuncu bitiren takımların hepsinin küme düşmesine rağmen, büyük başarı gösterip ligde kaldı.
2002/2003 sezonu ligi beşinci sırada tamamlayarak ülkemizi UEFA Kupası'nda temsil etme hakkını kazandı. Kupanın ilk turunda eşleştiği İsviçre'nin Basel takımına Malatya'da Hakan ve Murat Yakın'ın golleriyle 2-0 yenilen ekibimiz, deplasmandaki maçın normal süresini Celaleddin Koçak'ın golleriyle 2-0 galip kapatarak karşılaşmayı uzatmaya götürdü. Uzatmanın ilk yarısında Basel'in Streller ile kaydettiği gümüş gol kupadan elenmemize yol açtı. Malatyaspor, Türkiye Kupası'nda Galatasaray'ı deplasmanda 2-1 yenip yarı finale çıktı. Yarı finalde sahasında Trabzonspor'a 3-0 yenilerek elendi.
2003/2004 sezonunda Malatyaspor 45 puan toplayıp ligi 8. sırada bitirdi.

9 Haziran 2013 Pazar

Malatya İli Yemekleri 6

KARA ÇORBA
Malzemeler.
İki çay bardağı Gendime
Bir çay bardağı kara nohut
Bir çay bardağı kuru fasulye
iki baş soğan,domates salçası yağ ve tuz Yapılışı:
Gendime, kara nohut ve fasulye suda iyice pişirilir.Su çorbanın kıvamına göre olmalıdır.Ayrı bir yerde kuru soğan yağ ve domates salçası ile kavrulur ve bu karışım önceki karışıma eklenir.

BULAMA
Malzemeler.
2 Su Bardağı Yoğurt
4 Su Bardağı Su
1 Tatlı Kasığı tuz
2 Tepeli Yemek Kaşığı Un
1/2 Su bardağı Dövme (Gendime)
Yapılışı:
Yoğurt unla beraber iyice ezilir . Su yavaş yavaş karıştırılarak ilave edilir . Ateş üstünde tuz atılıp karıştırılarak kaynatılır . Kaynayan yoğurt su karışımına önceden ıslatılmış gendime ilave edilerek pişirilir . Arzu edilirse üzerine kızgın yağla kırmızı biber gezdirilir.

Not : İstenirse gendime yerine ayni miktar pirinç de kullanılabilir .
PİRPİRİM ÇORBASI
Malzemeler.
1 Kg Pirpirim
1/2 Çay Bardağı Nohut
1/2 Çay Bardağı Fasulye
1/2 Çay Bardağı Kara Mercimek
1 Bas Kuru Soğan
2 Kasık Kef
1 Kasık Salça
3 Yumurta
Yağ
Yapılışı:
Aksamdan nohut , fasulye üzerini geçecek kadar su ile ıslatılır . Bir tencerede küp seklinde doğranmış soğan pembeleşene kadar kızartılır. İçerisine kef ve salça ilave edilir , tuz atılır , karıştırılır . Suyu , mercimeği konur . Mercimeği haşlanınca ayrı ayrı haşlanmış olan nohut ve fasulye ilave edilir . Ayıklanmış , yıkanmış , doğranmış pirpirim ile birlikte pişirilir . Sıcak olarak servis yapılır

Not : Arzu edilirse 2 yumurta kadar kıyma yada kavurma soğanıyla birlikte ilave edilebilir.

YÜZÜK ÇORBASI
Malzemeler.
1/2 Kg. Parça Et 1 Yemek Kaşığı Salça 2 Yemek Kaşığı Tere Yağı 1 Tatlı Kaşağı Tuz 1 Çay Bardağı Nohut 1-1/5 Su Bardağı Hazırlanmış Mantı Mantı işçin : 1 Su bardağı un 1 yumurta 200 gr Kıyma 1 Bas Soğan Tuz Karabiber Yapılışı:
Bir tencere parça et yıkanarak ateşe konulur. Kendi bıraktığı suyu çekince 1 kaşık salça ile karıştırılır. Üzerine bolca su konur , tuz atılır. Aksamdan ıslatılmış nohut ilave edilerek pişirilir. Ateşten alınır. Üzerine kızdırılmış tere yağı gezdirilir. Sıcak olarak servis yapılır. MANTI için Un havuz gibi açılır, ortasına yumurta , kenarına tuz koyularak ilik su ilavesi ile yoğrulur. Hamur 3 mm incelikte açılır. Küçük kareler seklinde kesilir. Ortasına kıymalı iç konulup kapatılır. Unlanmış tepsiye dizilir , fırınlandırarak kurutulur.

Not: Gendime (Dövme) Dövülerek veya değirmende kepeği alınmış kaynatılmamış buğday.

DEĞİŞİK MALATYA YEMEKLERİ

FASULYE KAVURMASI
1 kg fasulye, 2 adet soğan, 2 adet sivri biber, 3 yemek kaşığı tereyağı, 1 yemek kaşığı domates salçası, 3 adet domates

Fasulyeleri ayıklayıp yıkayın.2 cm uzunluğunda kesin. Soğanları küp şeklinde doğrayın. Sivri biberleri ortadan ikiye kesip çekirdeklerini temizleyin. İnce ince kıyın.Tereyağını tavada eritin. Soğanları katıp pembeleşene kadar kavurun. Biberleri ekleyip yumuşayınca, 1 yemek kaşığı domates salçasını katın. Domatesleri yıkayın. Küp şekline doğrayın ve tavadaki karışıma ekleyin. 5 dakika karıştırarak pişirin.Tuzla tatlandırıp fasulyeleri katın. Ağzı kapalı olarak suyunu çekene kadar 30 dakika pişirin. MTB

MALATYA TATLILARI
YASSI KADAYIF
Malzemeler:
1 çorba kaşığı yaş maya
Alabildiği kadar un
1 su bardağı şeker
1 su bardağı su
2 yumurta
1 çay bardağı çekilmiş ceviz içi
sıvıyağ
Şerbet için: 3 su bardağı su, 3 su bardağı şeker, limon

Bir tencereye ılık su koyarak maya ile şekeri suda karıştırarak eritin. Un ilave ederek karıştırın ve sıvı bir hamur elde edin. Karışımın ağzını kapatıp, kabarıncaya kadar bekletin. Teflon tavayı kısık ateşe koyun. Karışımdan azar azar alarak tavaya dökün. Yuvarlak şekil almasını sağlayın. Bu işleri hamur bitene kadar tekrarlayın. Hepsini ters yüz ederek pişirdikten sonra her birinin içine çekilmiş ceviz koyup kapatın. Tatlı için su ile şekeri kaynatarak koyu bir şerbet elde edin. Şerbetin içine birkaç damla limon damlatın. İki adet yumurtayı çırpın. Bir tavaya yağ koyarak kızdırın. İçine ceviz koyarak kapattığınız hamurları yumurtaya bulayıp kızgın yağa atın. Kızgın yağdan aldıktan sonra hamurları ılık şerbetin içine atın. Biraz şerbetin çekmesini bekledikten sonra üzerine ince ince çekilmiş fıstık ya da Hindistan cevizi rendesi serpiştirin. Dilimleyerek servis yapın.

Malatya İli Yemekleri 5

EŞKİLİ ISPANAK KÜFTESİ
Malzemeler.
yarim kg ıspanak
yarim kase haşlanmış Nohut
yarim kase mercimek
salça
yağ
soğan
orta bulgur
yarma
tuz Yapılışı:
soğanı doğradıktan sonra yağda kavuruyoruz,
içine salçasını ekliyoruz ve biraz daha kavurduktan sonra yeterince su ekleyip Mercimeği içine katip ,tuzunuza ekledikten sonra kaynamaya bırakıyoruz.Bu arada orta bulgura ,yarmayı ekleyip tuz ve su katarak yoğuruyoruz.Hamurumuz hazır olunca küçük küçük yuvarlıyoruz.Kaynamakta olan mercimeğe köftelerimizi ekliyoruz ve yaklaşık 20 dakika kaynadıktan sonra yıkanmış ve doğranmış olan ıspanağı katıyoruz.Yemeği indirmeden erik eksisini ekleyip biraz daha kaynadıktan sonra ocaktan alıyoruz.

YOĞURTLU KÜFTE
Malzemeler.
küftelik bulgur
ıspanak veya pirpirim
yoğurt
sarmısak Yapılışı:
köftelik hamur yoğrulur, köfte top top dökülür. kaynar suda haşlanır.Köfteler pişmeye yakın ıspanak eklenerek pişirilir.
suyu süzülüp soğuduktan sonra sarmısaklı yoğurda katılır.isteyen üstüne salçalı,naneli,biberli sos yapar.
pirpirimli yapmak isteyende pirpirimi ayrı haşlayıp sonra pişen küfteye ekler.


(LAHANA SARMASI) NAHNA KÜFTESİ

Lahananın yapraklarını ayır, yıka.Tencereye iki su bardağı su ve bir tatlı kaşığı tuz koy, kaynama derecesine gelince lahanaları koyup bir kez alt-üst ederek yumuşayıncaya değin üç dört dakika haşla, bir tepsiye çıkar. Haşlama suyunu sakla, soğanı soy, yıka, ince doğra. Maydanozu yıka, ayıkla, ince ince kıy. Bulgur, soğan, maydanoz, kıyma salça kalan tuz, karabiber, nane, 1/3 su bardağı su ve yağı iyice karıştır. Lahana yaprağını ortasından ayır, bir ucuna içten koyarak kenarlarını kıvır ve sar. Sarmaları yayvan bir tencereye yerleştir.Önceden hazırlanmış ve az yağda kavrulmuş soğan,salça'lı sosu üzerine dök.(katlar arasına da konulabilir).Lahananın haşlama suyunu ekle (varsa yalnız kemik suyu) kapağı kapat. Kaynama durumuna gelince ateşi kıs ve yaklaşık 45 dakika pişir.
MALATYA ÇORBALARI

FUKARA KELLESİ
Malzemeler.
Beş altı baş soğan
Biraz yağ
Sarmısak, tuz ve kuru ekmek Yapılışı:
Bol soğan halka şeklinde doğranır ve yağda kavrulur. Soğanın üzerine su ve sarmısak konularak ateşte kaynamaya terk edilir. Ayrı bir yerde tabakların üzerine kuru ekmekler doğranır. Bu tabakların üzerine karışım sıcak, sıcak konur ve yenir. Varsa Az kavurma da karışıma eklenebilir.

Not: Sadece su ve soğanla veya su ve sarmısakla da yapılır. Tam o eski günlerdeki fakir halk için.

TARHANA ÇORBASI
Malzemeler.
Bir kâse Malatya tarhanası
Bir çay bardağı kara nohut
Yarım kilo ıspanak
250 gram kavurma
Tereyağı
Nane, tuz Yapılışı:
Akşamdan tarhana ve nohut ıslatılır. Yeterli miktarda suyun içerisine tarhana ve nohut konarak belli bir süre kaynatılır. Tarhanaların pişmesine yakın bir zamanda içine doğranmış ıspanak ve kavurma eklenir. Daha sonra çorba piştikten sonra tereyağında kızartılan nane çorbanın üzerine dökülerek servise hazır hale getirilir.

Açıklama: Malatya tarhanası toz halinde olmayıp parça şeklindedir.

KULAK ÇORBASI
Malzemeler.
Bir kâse çorbalık hamur
250 gram kıyma
Bir yemek kaşığı salça
Bir buçuk kilo yoğurt
İki yemek kaşığı tereyağı
Bir çay bardağı simit
Tuz, karabiber ve su
Yapılışı:
Kıyma; tuz, karabiber ve simit ile iyice yoğrulur. Küçük köfteler yapılarak yağda kızartılır. Yağa nane de eklenir.

Kulağın, yani bozuk para kalınlığında kare seklinde küçük küçük kurutulmuş hamurun, pişirilmesi de su şekilde olur. Tencerede tuzlu su, kaynayıncaya kadar bekletilir. İçine kulaklar konulur ve haşlanır. Haşlandıktan sonra kulaklara yoğurt eklenir. Servis zamanında daha önce kızarttığımız nane, yoğurtlu kulağın üzerine dökülür. Bu karışımın yağ eriyikken yapılması gerekir. Böylece çorba hazır duruma gelir.

GİLGİL ÇORBASI (Mısır)
Malzemeler.
1.Gilgil Yarması (mısır yarması)
2.yoğurt
3.fasulye
4.tuz
5.su
Yapılışı:
önce mısırı bekletiriz.Sonra mısırı pişiririz.Ardından ayran yaparız ve hazırladığımız mısırı ayranın içine katarız.
Not: (Gel gel olsunda gilgil ekmeği olsun)Malatya Atasözü

Malatya İli Yemekleri 4

BALCANLI KÜFDE
Malzemeler.
1 kg yarma
750 gr. patlıcan
Kuru soğan, tuz,domates salçası ve tereyağı. Yapılışı:
Yarma tuz ve su ile iyice yoğrulur. Hamurdan küçük küçük yuvarlak köfteler yapılır.Patlıcanlar ise parmak kalınlığında ve 3-4 cm. uzunluğunda doğranır, tereyağında kızartılır. Ayrıca bol soğan yağda kızartılır ve buna domates salçası eklenir. Kaynamakta olan karışımlı suya köfteler eklenir ve köfte pişene kadar kaynama devam eder.Bu köftelerin yenişi isot yani yeşil biber ile çok güzel olur.

SIKMA KÜFTE
Malzemeler.
Orta Bulgur
Yarma
1 bas Soğan,2-3 yeşil biber,1-2 domates
5-6 diş sarımsak
yarim demet maydanoz
Tuz
kırmızı biber
bir kaşık salça
yağ

Yapılışı:
Orta bulguru yarma(unlu bulgur) ile birlikte ıslatıp tuzunu koyduktan sonra yoğuruyoruz.Köfteleri yuvarlayarak yassıltıyoruz.Diğer tarafta bir tencerede suyu biraz tuz ile kaynatıyoruz.
Hazırladığımız köfteleri kaynayan suya atıp pişiriyoruz.Köfteler piştikten sonra süzüyoruz.Soğanı küp küp doğradıktan sonra yağda kavuruyoruz.İçine doğranmış biberleri,domatesi,sarımsağı ekleyip birlikte kavuruyoruz.Biraz tuz ,kırmızı biber ve salçasını ekliyoruz.Daha sonra süzdüğümüz köfteleri içine katıyoruz ince ince doğradığımız maydanoz ile süsleriz.

KAKIRDAKLI KÜFTE
Malzemeler.
250 gram kuyruk
Bir adet soğan
Bir kilo kadar orta bulgur
İki bardak su
Az miktarda un
Karabiber, kırmızıbiber, tuz ve maydanoz. Yapılışı:
Kuyruk küçük küçük doğranır. İçerisine bir miktar tuz atılarak kızartılır ve böylece yağı çıkartılır. Doğranan soğan bu yağda kızartılır. Daha sonra orta bulgurlar soğana eklenir. İki bardak su konarak karışımın ağzı kapatılır. Kapalı bir tencerede su çekilene kadar pişirmeye devam edilir. Pilav kıvamına yakin bir kıvama gelen malzemenin içerisine bir avuç un, karabiber, kırmızıbiber ve maydanoz eklenir. Bunlar hamur kıvamına gelinceye dek yoğrulur. Ceviz büyüklüğünde yuvarlanır ve süzgece dizilir. Ayrı bir tencerede su kaynatılır. Kaynayan suyun üzerine süzgeç ve bunun içerisine de köfteler konur. Su buharında köfteler pişirilir.

YAPRAK KÜFDESİ ( DEĞİŞİK TARİF )
Malzemeler.
1 kg. taze kiraz ve ayva yaprağı
(İlkbaharda yeni çıkan yapraklar)
1 kg. yarma
3 adet orta büyüklükte soğan
2 kg. yoğurt
1 çay bardağı un
1 yemek kaşığı erik eksisi
tuz

Yapılışı:
1 kg. yarma genişçe bir kaba konularak üzerine bir miktar su ilave edilip köfte hamuru kıvamında yoğrulur.
10 dakika dinlenmeye bırakılıp daha sonra bu hamurlarda küçük parçalar alınarak taze ve temiz olarak toplanmış kiraz ve ayva yapraklarının içerisine konularak sigara gibi sarılır. (sarma yönü yaprakların dar tarafıdır.)
Daha sonra alt kısmi düz bir tencerenin içerisine sıra ile dizilir.
sarma işlemi bittikten sonra tencerenin içerisine üst üste sıra ile dizilmiş köftelerin üzerine bir tabak konulup(köftelerin dağılmaması için) üzerine tuzu ayarlanmış su dökülerek orta ateşte iyice haşlanır.
Haşlanmış köftelerin suyu bir süzgeçte süzülür.
Başka geniş bir tencere içerisinde yoğurda bir miktar su, un, erik eksisi ve yeterli miktarda tuz ilave edilerek orta ateşte kıvamına gelinceye kadar karıştırılarak kaynatılıp içerisine köfteler ilave edilerek bir miktar daha kaynatılıp indirilir.
Hazırlanan köfteler çukur yemek tabaklarına konulup üzerine başka bir kapta pembeleşinceye kadar kavrulup içerisine salça ilave edilerek hazırlanan soğan serilip biraz dinlenmeye bırakıldıktan sonra servis yapılır.

Malatya İli Yemekleri 3

Et ve sebze ağırlıklı Yemekler: Et tiridi, kabuk aşı, buğulama, sac kavurması, tiritli patates, tiritli fasulye, patlıcan dövmesi, boranı imam bayıldı, pancar kavurması ve sebzeli yemek çeşitleri sayılabilir.

Reçeller-Şuruplar-Turşular: Elma, ayva, kabak, çilek, erik, gül vb. gibi türlerden reçel yapılır. Yine üzümden kızılcık, vişne, erik, gül gibi türlerden şuruplar hazırlanır. Ayrıca; biber, salata lık, domates gibi sebzelerden turşu yapılır. Tatlı olarak dut helvası, üzüm pestili, köpük pestili, üzüm sucuğu, pekmez, çir kavurması, peynir tatlısı, deli kız baklavası, kaymaklı kayısı tatlısı, Arapgir'in peynir helvası, Halbur tatlısı, dolma tatlısı, sütlaç ve çiğdemli sütlaç sayılabilir.
çok eski malatya yemekleri
bugün bu yemekleri yapacak maharetli eller kalmadı denilecek kadar az,,
ESKİ MALATYA YEMEKLERİ
Burada değişik kaynaklardan alınarak tarifi verilen Malatya'mızın yemekleri, eşim S. Benli tarafından evde tek tek yapıldıktan sonra Sitemizde yayınlanmıştır. MTB

Müminler yemekten önce "Bismillahirrahmanırrahim" yemekten sonra "Elhamdülillah" derler ve sevgili peygamberleri Hz. Muhammed (sav) öğrendikleri şu duayı okurlar.

"Bizi yediren, içiren ve bizi Müslüman olarak yaratan Allah'a hamt olsun"
KÖFTELER
KÜFTELER
YAPRAK SARMALI EŞKİLİ KÜFTE (Ekşili Köfte)
Malzemeler.
Kiraz, ayva veya fasulye yaprağı
1/2 kg yarma
1 kg. yoğurt
Kuru soğan, 1/2 kg. taze fasulye
3 adet ekşi elma
Bir yemek kaşığı erik ekşisi
Bir yemek kaşığı kef(Kef tuzlu tereyağının erimesinden sonra elde edilen tuzlu ve tadı değişik malzemedir)
Tereyağı ve tuz
İki kaşık un

Yapılışı:
İlk önce tuzlu hamur hazırlanır.Hamur yarma ile yapılır.Bu hamurlar kiraz, ayva yahut fasulye yaprağı ile ince ince sarılır ve köfteler bir tencereye muntazam şekilde dizilir. Köftelerin üzerine bir ağırlık konularak kaynatılır.
Ayrı bir yerde, yoğurda iki kaşık un,erik ekşisi,taze fasulye, kef ve su konarak çorba suyu gibi karışım biraz kaynatılır.Eriyiğin kesilmemesine dikkat edilmelidir.Karışım, köftelerin üzerine eklenerek kaynamaya terk edilir.Ayrıca doğranmış ekşi elma eklenebilir.
Ayrı bir kapta bol soğan kavrulur, pişmekte olan köftelere eklenir.Tabaklara ekşili köfteler alınarak soğuk veya ılık olarak yenir.

İÇLİ KÖFTE
MALZEMELER
250 gr dana kıyma
1 kg çiğ köftelik bulgur
1 çorba kaşığı dövülmüş kişniş
tuz

iç malzemesi :
750 gr dana-kuzu kanışımı iri çekilmiş kıyma
iki çorba kaşığı tereyağı
kırmızı pul biber
1 demet maydanoz
100 gr ceviz içi
3 baş soğan
ayçiçeği yağı
karabiber
tuz
HAZIRLANIŞI
Soğanları tereyağında pembeleşinceye kadar kavun, üzerine iri çekilmiş kıymayı ilave edip, yeniden beraberce kavurun. İçine karabiber, kırmızı biber, tuz ve ince doğranmış maydanoz katın ve ateşten alın. Elde kırdığınız cevizi ilave edin. Bulgur, dövülmüş kişniş ve tuzu karıştırın, su katıp biraz yoğurun. 250 gr kıyma katıp, çiğ köfte yapar gibi tekrar yoğurun. İri ceviz büyüklüğünde top hamuru avuç içinizde açın ve içine hazırladığınız içten koyup, kapatın. Elinizle üzerine biraz bastırıp yassıltın. Kızgın ayçiçeği yağında alt üst ederek kızartın.

ÇİMDİK KÜFTE
Malzemeler.
1/2 kg yarma
1/2 kg. kış kabağı
Bir miktar Malatya mercimeği
1 kg. yoğurt
Sarmısak, tereyağı ve kırmızı biber Yapılışı:
Yarma bir miktar tuz konarak su ile yoğrulur ve hamur yapılır. Hamur küçük küçük çimdiklenerek şekilsiz köfteler haline getirilir.

Mercimekler yıkanır, kabaklar Malatya küp şekeri büyüklüğünde doğranır,karışımın üzerine kaynar su dökülerek hep birlikte köfteler pişirilir.Köftelerin suyu süzülür.

Ayrı bir yerde hazırlanan tuzlu ve sarmısaklı yoğurt pişen köftenin üzerine eklenir ve hafif sulandırılır. Burada dikkat edilmesi gereken husus yoğurt katılırken köftelerin sıcak olmamasıdır. yoğurtlu köftelerin üzerine tereyağında eritilmiş kırmızı biberli yağ sıcak sıcak dökülür ve yenir.

Malatya İli Yemekleri 2

Malatya mutfak kültürü, zengin bir görünüm arz eder ve genellikle bulgur ağırlıklıdır. Özel günlerde yapılan kutlama, tören, çocuk görme, adak adama gibi günlerde yemeklerin çeşitliliği gözlenir. Doğum yapan lohusa kadını görmeye gidildiğinde Kuymak (Herle) götürülür.

Eve misafir geldiğinde, Hıdırellez haftasında, bir rüya görüldüğünde hayıra çıkması dileğinde ise "Kömbe" yapılır. Ayrıca, Hıdırellez'de "Hızır Kömbesi", "Sehen Kesmesi" gibi yiyecekler yapılarak en az yedi komşuya dağıtılır. Düğünlerde yemek türleri üç ana çeşit üzerinde yoğunlaşmıştır. Bunlar; etli bulgur pilavı, tiritli yemek ve mevsimine göre meyve, cacık ve salatadan oluşur.

Ölü ardından verilen yemekler ise düğünlerdeki yemek çeşitleri gibidir. Buna, "can aşı" veya "kırk yemeği" gibi genel ad verilir.

Bu tür yemeklere ek olarak "un helvası"da yapılır. Yeni bir işe başlama, eve yeni birşey alma, kemer atma gibi durumlarda kömbe yapma ve kurban keserek komşulara dağıtarak geleneği sürdürmektedirler.

Mutfak kültüründe önemli bir yeri ekmek çeşitleri tutar. Bunlar; tandır etmeği, yufka ekmek, kınalı ekmek, taplama ekmeği, bazlama, ekşili ekmek, ballı ekmek, otlu ekmek, pileke, dönderme, taş küllüğü, tutmaç, saç yüzü, yağlı ekmek, saç üstü...

Çorbalar; mercimek çorbası, kavurmalı erişte-bulgur çorbası, tarhana çorbası, kara çorba, pıtpıtı çorbası, gendime çorbası, kulak çorbası, döğme çorbası, pirinç çorbası, ayali çorba, pirpirim çorbası, kelle-paça çorbası, ekşili çorba, keşli çorba, gurut çorbası, aşure çorbası, malhıta çorbası vb. sayılabilir.

Köfteler; Malatya mutfağında önemli bir yer tutar. Ana malzeme bulgurdur. Malatya'da 70'den fazla köfte çeşidi olduğu bilinmektedir. Bazılarının isimleri şöyledir:

Analı-kızlı, içli köfte, sumaklı ekşili köfte, sıkmalı köfte, elmalı köfte, kurşun geçmez köftesi, gilgirikli köfte, ciğer köftesi, haşhaşlı top köfte, kel köfte, ıspanaklı dolma köfte, patatesli içli köfte, kabaklı çimdik köfte, yumru köfte, yumurtalı sıkma köfte, yoğurtlu balkabağı köftesi, etli çiğ köfte, çiğleme, mercimekli çiğ köfte, keloğlan köftesi, yavandan patlıcanlı köfte sayılabilir.

Sarma ve dolmalar: Dut yaprağı, kabak, pazı, zeytinyağlı marul sarmaları, asma yaprağı sarması, kiraz yaprağı, fasulye yaprağı sarması, pancar yaprağı sarması, soğan dolması, kabak çiçeği dolması sayılabilir.

Malatya İli Yemekleri 1

MALATYA İLİ YEMEKLERİ
MALATYA MUTFAĞI
MALATYA SOFRASI
MALATYA DAMAK TADI
malatya yemekleri,malatya mutfağı,malatya sofrası,malatya damak tadı
Mutfak Kültürü
Malatya geleneksel evlerinde mutfak ve kiler bulunur. Mutfak genellikle evin kuzeye bakan yönündedir. Kiler ise ya mutfağa bitişik ya da iki katlı evlerde alt katta bir bölümde bulunur. Mutfakta "Kaplık" ya da "terek" denilen raflar içerisinde kaplar bulunur. Mutfak veya kilerin bir tarafından "Aşlık"lar sıralanır. Kilerde yiyecek malzemelerinin yanı sıra kurutmalıklar, fazla eşya, buğday ve bunların elenmesinde kullanılan kalbur ve elek bulunur.
Yatakların bulunduğu yüklük bu bölümde yer alır. Ocak mutfağın bulunduğu uygun bir yerde bulunur. Ocağın bir metre üzerinde davlumbaz vardır. Zahire ve kışlık yiyecekler, kilerin serin bir yerinde muhafaza edilir. Turşular ve reçeller bidonlara konularak burada saklanır. Kışlık et kavurması tenekelere basılarak kilerde yerden yarım metre yüksekte bulunan kerevetlerin üzerine sıralanır.

Yemekler, yere serilen sofra bezi üzerinde konulan siniler üzerinde yenilir.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Malatya İli Tarihi 37

YUSUF ZİYA PAŞA BEDESTENİ
Yusuf Ziya Paşa Bedesteni
Malatya İli, Darende İlçesi, Zaviye Mahallesinde bulunan mezarlığın içerisinde yer alır. Klasik Osmanlı kapalı çarşı planlıdır. Dikdörtgen planlı yapı, klasik Osmanlı kapalı çarşıları planına uygun olarak, ortada büyük avlu etrafına dükkânların sıralanmasından oluşmaktadır. Yapıya üç (3) kapıdan girilmektedir. İki kapı tonozlarla dışa çıkıntı yaparak hem dükkân sayısını çoğaltmakta, hem de yapıya hareketlilik sağlamaktadır. Yapı iç duvarları kesme taş, örtü sistemi moloz taştır. Avlu üstü açık, dükkân üzerleri beşik tonozludur. Alanda 05-20.11.1997 tarihleri arasında temizlik çalışması gerçekleştirilmiştir. 27.12.2005 tarih ve 1325 sayılı Koruma Kurulu kararına istinaden restorasyonu gerçekleştirilmiştir.
TAŞHAN
Taşhan
Taşhan, Hekimhan İlçesindedir. İki bölüm halinde inşa ettirilmiştir. Birinci bölümde, yapılan kısmın giriş kapısı üzerinde sol yanı Ermeni, orta kısmı Selçuk, sağ tarafı Süryani dilinde yazılmış olan kitabesi vardır. Selçuklu sülüsü ile yazılan kitabede Arapça yazılmış olan tarih H. 615 (M. 1218)’dir. Kitabede adı geçen Selçuklu Sultanı I. İzzettin Keykâvus’dur (1210 - 1219). II. Kılıçaslan’ın torunu, I. Gıyasettin Keyhüsrev’in oğlu olup, tahta çıkmadan evvel Malatya valisi olarak görev yapmıştır. Hana ismini veren ve hanı yaptıran, Ebusalim Bin Ebu-l Hasan Ela - Şamas El Hekim, El Malati devrinin meşhur doktorlarındandır. Hanın ikinci kısmının inşa kitabesi üzerinde Alaaddin Keykubat (1219 - 1237) devrinde yapılan avlulu kısmın inşa kitabesidir. Üçüncü kitabe Osmanlı Devrindeki tamir kitabesidir. H. 1071 (M. 1661) senesinin eylül ayına ve IV. Avcı Sultan Mehmet’in saltanat yıllarına rastlar.

Hekimhan Taşhan planı şu şekildedir: önde kare bir avlu, etrafında sıralanan odalar, avlunun arka tarafında dikdörtgen şeklinde ve kendi içinde üç bölüme ayrılan kapalı hol kısmı gelir. Giriş kapısının sağındaki ve solundaki köşe odaları kare planlı ve kendi içinde bölümlere ayrılmış olup, her odada ocak vardır. Yan odaların üzeri kaburgalı beşik tonozludur. Hanın ikinci bölümündeki yanı kapalı hol, üç nef’e ayrılmıştır. Kapalı kısmın batı duvarını destekleyen payandalar vardır. Kapalı holün yan duvarlarında çörtenler mevcuttur. Handa herhangi bir süsleme yoktur.

22 Ocak 2013 Salı

Malatya İli Tarihi 36

TAŞHORON KİLİSESİ
Taşhoron Kilisesi
Merkez Çavuşoğlu Mahallesinde yer alan kilise, 1335 m2’lik alanda 15,90 x 26,40 m. boyutunda dikdörtgen bir plan üzerine kesme taşlarla inşa edilmiştir. Giriş batı cephesinde yer alan mermerle süslendirilen kapıdan sağlanmaktadır. Doğuda apsis, apsisin sağında ve solunda merdivenle çıkılan karşılıklı dört küçük apsis yer almıştır. Kilisenin batısında yer alan giriş kapısı ve duvarlar üzerinde yer alan pencere açıklıkları tahribatı önlemek amacı ile yakın zamanda briketlerle örülerek kapatılmıştır.

Sahın tambura oturtulan büyük bir kubbe ile kapatılmış, kubbe tuğladan yapılmış, harap durumdadır. Kubbe dört fil ayağı üzerine oturmaktadır. Kubbenin baskısı doğu, kuzey, batı, güney eksenleri birbirini dikey kesen dört beşik tonoz tarafından karşılanmaktadır. Doğuda yer alan apsisin sağında ve solunda merdivenle çıkılan karşılıklı dört küçük apsis bulunmaktadır. Ön tarafta 12 yardımcı ruhaninin makamını teşkil eden bir alan vardır. Burada mermer kabartmalı siteller bloke ediliyordu.

Bu kabartmaların çoğu tahrip edilmiştir. Ayrıca vaftiz odasının duvarları da sökülerek bir taş yığını haline getirilmiştir. Kubbe tezyinatı merkezden başlamak üzere burgu motifinin yanı sıra geniş bir çembere ekli sekiz adet demet yer almakta bunu takip eden sırada yine aynı sayıda kanatlı, uzun, saçlı, kısa kollu pileli elbisesi olan el ele tutuşmuş birbirine benzeyen ve cepheden tasvir edilen kadın figürleri (azizeler) bulunmaktadır. Diğer sahnede azizelerin ayak hizasında aynı şekilde cepheden tasvir edilen erkek figürleri yer almıştır. Bunlar da el ele tutuşmuş olmalıdırlar. Motifler bej zemin üzerine kırmızı, siyah boya ile yapılmıştır. Kilisenin kitabesi fazlaca tahrip olduğundan yazıları okunamamaktadır.
SİLAHTAR MUSTAFA PAŞA KERVANSARAYI
Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı
Silahtar Mustafa Paşa Hanı, Battalgazi İlçesinin Alacakapı mahallesinde, bugün Alacakapı denilen Şah Ali Bey mescidinin batısındadır. IV. Murad ‘ın Silahtarı Mustafa Paşa’nın yaptırmış olduğu bir handır. Burasının İstanbul’dan Doğu’ya giden yol üzerinde büyük bir geçit yeri olduğu belirtilmektedir. Evliya Çelebi, ise şunları söylemektedir : “(Malatya’nın) Kervansarayların en mükellefi Sultan Murad Han makbulü Silahtar Mustafa Paşa Hanı olup 170 hücreli ve Timur kapulu, kubbelerle arasta olmuş bir han-ı bi-menenddir. Kapusu üzerinde Tarih’in ahar mısrai ” Oldu bu han-ı cedid aramgah-ı bi-bedel”dir.

A.Gabriel 1932 senesi Ekim-Kasım aylarında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yaptığı inceleme ve araştırma gezisinde şu malumatı vermiştir: Kervansaray 68x76 m. Boyutlarında bir dikdörtgen şeklindedir. Etrafı revaklarla çevrili geniş bir avluya bakan, üzeri içten kubbelerle örtülmüş büyük bir salonu ihtiva eder. Salonun büyük bir kısmı sağlam olarak kalmışsa da avluyu çevreleyen inşaat muhtelif yerlerinden harap olmuştur.

Hanın nihayetinde sağlı sollu birer muhafız hücresi bulunan üstü tonoz bir giriş kısmı vardır. Avlunun iç kısmında üzeri mütemadi tonoz revaklar, dış kısmında dükkânlar bulunur.(Plana göre, hanın ön cephesinde, ana kapının her iki yanında sekizer, yan cephelerde ise on birer dükkân bulunmakta idi.). Hanın gerideki kapalı kısmının avluya bakan ön cephesinde üstü mütemadi tonoz odalar vardır. Kapının her iki yanında altışar adettir. Bunların her birisi revaklı kısma açılan birer kapı ve pencere, içerisinde ise bir ocak vardır. Yolcuların bir kısmı burada konaklarlar. Salonun iç duvarları boyunca birçok ocak ve duvar içerisinde yerleştirilmiş küçük gömme dolaplar vardır. Binanın kalıntılarından anlaşıldığına göre, yük hayvanları büyük salonda toplanırlardı. Salon duvarlarının iç tarafı boyunca hafifçe yükselmiş bloklarda ise bakıcılar ve daha önemsiz yolcular gecelerler, ocak ateşi ile ısınırlardı.

Hanın iki kitabesi vardır. Birincisi Alacakapı Camiinde saklanan Cevri mahlasını kullanan Divan-ı Hümayun kâtiplerinden İbrahim Çelebi’ye ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu kitabe Hanın giriş kapısı için yazılmış olduğu belirtilmiştir. İkinci kitabe ise kapalı alan kapısı üzerinde halen de mevcut olan kitabedir ki Şeyhülislam Yahya Efendi tarafından yazılmıştır.

Hanın inşaatına 1636 senesi martında başlanmış olduğu, bu tarihlerde Silahtar Mustafa Paşa tarafından inşaata mutemet tayin olunan Muslu Ağa isminde bir kişi tayin etmiştir. Hanın inşaatı 1637 yılı sonlarına doğru bitmiştir.(18 Aralık 1637). İnşaat masrafları için harcanan para toplam 3.564.650 kuruşu bulmuştur.

Hanın cephesinde yontma taştan yapılmış kemer kapının iki yanında altışar kargir kemer dükkân bulunmaktadır. Hanın giriş kapısı demirdendir, bunun iç taraflarında her iki yanda birer oda vardır. Bu giriş kısmını (kapının ) üst tarafında, duvar içindeki kargir merdivenle çıkılan bir mescit bulunmaktadır. Bu mescit halen bulunmamakla beraber, yakın zamana kadar mevcudiyetini muhafaza etmiş olmalıdır ki, halk arasında “altı yol,üstü cami” şeklinde hafızalarda yer etmiştir.Mescidden bir diğer merdivenle hanın zemin katına inilmektedir.Burada bulunan bir kapıdan da abdest bozacak kısma giderler.Burada da beş adet hela, iki abdest alacak musluk vardır.İç hanın avluya bakan yüzünde de,kapının her iki tarafında altışar oda vardır.Bunlardan en baştaki bir ocak ve altı dolap yerini,diğerleri birer ocağı vardır.Her odanın birer demir penceresi vardır.

Eskiden Hanın avlusunda büyük bir su havuzu bulunmakta idi. Han restore edilip ziyarete açılmıştır.

Malatya İli Tarihi 35

EMİR ÖMER TÜRBESİ
Emir Ömer Türbesi
Battalgazi, yani Eski Malatya, şehir surlarının içerisinde yer alan ve bugün büyük çapta yenilenmiş olan Mescit; Emiru-l Azam Ömer Bey tarafından H:971 / M: 1563 tarihinde yapılmıştır. Ayrıca kitabede Emir Bey’in aile efradından bazılarının isimleri geçmektedir. Bu zat Battal Gazi destanlarında adı geçen Emir Ömer olmayıp Malatya’da Emirlik yapmış ve ailesi tarafından bir çok eser yaptırmış olan, Melik Sunullah Ailesinin bir mensubudur. 1560 tarihli Kanuni Devri Malatya Tahrir Defterinde “Mahalle-i Mescid-i Ömer Beg” adında bir mahalle kayıtlarda vardır.
Kareye yakın dikdörtgen planlı olan mescit düzgün kesme taş ve kaba yonu taştan inşa edilmiştir. Çatı örtüsü düz dam şeklindedir. Kuzeydoğu köşesinde bulunan taş kapısı bitkisel ve geometrik taş süslemeler kullanılmıştır. Kapının hemen sağında bulunan dikdörtgen pencerenin üst kısmında nesih yazı ile iki satırlık inşa kitabesi yer alır. Mescidin içerisinde banisi Emir Ömer Bey’in kabri bulunmaktadır
KANLI KÜMBET
Kanlı Kümbet
Battalgazi ilçesi şehir surlarının dışında, Meydanbaşı mahallesinde eski mezarlığın içerisindedir. Türbe; asıl mezar hücresi ( kripta ) ve gövde kısmı olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Asıl mezar kısmına yapının kuzeyinde bulunan kapı aralığından girilir. Ancak içi ve etrafı tonoz seviyesine kadar toprakla doludur. Yapının malzemesi taş ve tuğladır. Mezar kısmı taş, kubbesi ve kubbe geçişi tuğladan örülüdür. Türbenin ne zaman yapıldığına dair herhangi bir yazılı belge mevcut olmamakla beraber, yapı stili itibariyle Beylikler dönemi (14yy-15yy) ve Osmanlı eseri olduğu varsayılabilir.
SIDDI ZEYNEP KÜMBETİ
Sıddı Zeynep Kümbeti
Battalgazi Karahan mahallesinde yer alan ve Kümbet şeklinde inşa edilmiş bir yapı olup, içten ve dıştan sekizgen pramidal bir gövde ve külahı vardır. Yapıda tamamen düzgün kesme taş kullanılmıştır. İçerisinde, son zamanlarda betonla yenilenmiş sade bir mezar mevcut olup kime ait olduğuna dair herhangi bir kitabesi mevcut değildir.

İçerisinde bulunan kabrin tam olarak kime ait olduğu bilinmemekle beraber, Kayseri’de bulunan M:1184 tarihini taşıyan aynı stildeki kümbetten yola çıkarak Sıdı Zeynep Türbesinin Danişment Sultanlarından birine ait olma ihtimali oldukça kuvvetlidir. 1965 yılında halkın yardımlarıyla onarılmıştır.
VENK KİLİSESİ
Venk Kilisesi
Merkez İlçeye bağlı, Çamurlu Köyü içerisinde, şehre 2 kilometre mesafede bulunmaktadır. İbadet edilen ana bina ayaktadır. Kilisenin kuzey ve batı yönünde tamamen yıkıktır. 12,5 x 6,90 m. ebadında dikdörtgen bir plana sahiptir. Giriş batı cephesindeki küçük kapıdan sağlanmakta, kapının tam karşısında apsis bulunmaktadır. Apsisin sağında ve solunda azizlerin mekânı yer almaktadır. Apsise iki basamakla çıkılmaktadır.

1540 m2 yüzölçümlü parsel içerisindedir. Kapı üzerinde bulunan kitabeye göre, Kirkor Lusavoriç’e izafeten yapıldığı anlaşılmaktadır. Giriş kapısı üzerindeki 63 x 23 cm.lik, 4 satırlık kitabesi: “AZİZ KİRKOR’UN KAPISI 1670 YILININ MART AYININ 18’İNDE, SİMON GABİSKOS ELİ İLE YAPILDI” şeklindedir. Kitabe tarihinin sıhhati şüphelidir.

Kitabeyi okuyan ve tercüme eden Dr. Bağdasar Yeteroğlu bu şüphenin en fazla 10 senelik bir farkı kapsayacağını belirtmektedir. Bugün sadece ibadet edilen kısım ayaktadır. 12,5 x 6,90 m. ebadında, dikdörtgen planlı olan bu mekânın ön yüzü yontulmuş taşlarla inşa edilmiştir. Giriş, batı cephesindeki küçük kapı ile sağlanmaktadır. Kapının tam karşısında apsis bulunmaktadır. Apsise iki basamak ile çıkılmaktadır. Apsisin sağında ve solunda azizlerin mekânı yer almaktadır.

Uzunluğuna inşa edilen kilisenin duvarlarının her iki yüzleri düzeltilmiş taşlarla, araları ise moloz taşlarla doldurulup, araları harçla tutturulmuştur. İç duvarların yüzleri çok hafif bir sıva ile kapatılmış. Sanını üzeri tonozla kapatılmış, çatıyı teşkil eden taş malzeme kenetlendirilerek yeknesaklık kazandırılmıştır. Doğu cephesinde 6 m. yükseklikte açılan küçük bir pencere ile içeriye ışığın girmesi sağlanmaktadır. Ermenice yazılan kitabe binanın girişteki portal üzerinde bulunmaktadır. Kitabenin dört yanı haç motifi ile dekore edilmiştir.

Malatya İli Tarihi 34

SOMUNCU BABA CAMİ
Somuncu Baba Camii
Darende ilçesinin eski Darende kısmında bulunmaktadır. Ana mekânı kare planlı olup, tek bir kubbeyle kapatılmıştır. Kubbe, içten tromplar, dıştan altıgen kasnak üzerine oturtulmuştur.

Cami içinde Şeyh Hamid-i Veli ve oğlu Halil Tayyib’in sandukaları bulunmakta olup, minare ve cami arasında, temellerin üzerinde L planlı iki katlı medrese yer almaktadır. İkinci kat tamamen yıkık olup, caminin ön kısmındaki bölme Abidin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tek minareli olan cami, 17. yüzyılda yapılmış bir Osmanlı eseridir
ÇARŞI CAMİ

Çarşı Camii
Merkez Çarşı Mahallesinde yer alan kilise (camii), doğu-batı ekseninde 24 x 16 m. ebadında dikdörtgen planlı olup, tamamen kesme taşlardan inşa edilmiştir. Giriş, batı cephesinde yer alan sade kapıdan sağlanmaktadır. Binanın üzeri çatı yapılarak tuğla ile örtülmüştür. Kilise sonradan camiye çevrildiğinden batı cephesinde abdest almak için çeşmeler yapılmış, kuzey duvarının ortasına yakın bir yerinde bir giriş kapısı daha açılmış, doğu yönünde yer alan mihrabı kapatılarak güney duvarında mihrap yarılmıştır.

İç duvarların yüzü camiye çevrilirken sıva ile kapatılmış, badana ve boya yapılmıştır. Batı ve kuzey yönlerinde yer alan kapılar demirden yapılmıştır. Doğu-batı ekseni üzerinde uzunlamasına dikdörtgen plana sahip olan kilise 24 x 16 m. ebadındadır. Ana mekân uzunlamasına üç sahna ayrılmakta, ortada yer alan sahın biraz daha geniş tutulmuş, orta sahın yan sahınlardan sütunlar ile ayrılmaktadır. Sahınların üzeri kaburgalı haç tonozla örtülmüştür. Giriş batı cephesinde yer alan sade giriş kapısından sağlanmaktadır. Giriş kapısının tam karşısında doğu yönünde mihrabı yer almaktadır. Aydınlatması, duvarların üst tarafında açılan ufak pencerelerden sağlanan bina, tamamen kesme taşlardan inşa edilmiştir.
ARAPGİR ULU CAMİ
Arapgir Ulu Camii
Arapgir’de bulunan cami, bitişik diğer binalarla beraber yapılmış bir külliyedir. Dıştan kesme taş olan yapının iç dolgusu moloz taşlardır. Giriş kapısı ekseni üzerinde arka arkaya iki kubbeli bölüm, tam karşıda da mihrap yer almaktadır.

Mihrabı abartılı bir büyüklüğe sahiptir ve geometrik motiflerle süslenmiştir. Minaresi ve kitabesi olmayan caminin, planı ve süsleme özelliklerine bakılarak, 1334 yılında İlhanlılar döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Doğu yönünde bir kapıdan ana mekâna girilmektedir.
MOLLA EYÜP MESCİDİ

Molla Eyüp Mescidi
Arapgir Osmanpaşa Mahallesinin kuzeyinde, yamaçta yer alır. Daha önceleri buranın kütüphane olarak kullanıldığı, isminin de Ispanakçı Mustafa Paşa olduğu kaydedilmiştir. Sonradan mescit olarak kullanılmıştır. Bugünkü görünümü de kütüphaneden çok mescit tarzındadır.

İnşaat tarzı ve şekli alışılmış mescit tarzlarından biraz değişik ve karmaşık olarak yapılmıştır. Yapının ana girişi batı duvarının kuzey köşesinde olup, toprak seviyesinden tamamen aşağıda kalmıştır. Kuzey duvarı kayalıklara yaslanmış olup, iç mekânda yer alan ağır ile desteklenmiştir. Dikdörtgen görünümlü planı olan bu yapı kuzeyde ağır paye ve sivri kemerlerle ikiye bölünmüş, kare bölümün üzeri güney tarafta iki tromp kuzey yönde iki pandantif üstüne oturtulan kubbe ile örtülmüştür. Tromplar ise sivri kemerlerle desteklenmiştir.

Yan duvarlar sağır kemerlerle donatılmış olup, kemer ayakları yontularak üçe bölünmüş üçgenler ile tezyin edilmiştir. Tromp alanında küçük pencereler görülür. Yan ve ön cephe duvarlarında sivri kemer ve sivri alınlıklı dikdörtgen pencereler sıralanır. Mihrap nişi çok harap durumdadır. Minaresi yoktur.

Kitabesi olmadığından kesin tarihini saptamak oldukça güçtür. Ne var ki 18. YY. sonu ile 19. YY. başlarından olduğu sanılan bir Osmanlı çağı yapıtı olmalıdır.

Malatya İli Tarihi 33

BATTALGAZİ ULU CAMİ

Battalgazi Ulu Cami
YAPIM TARİHİ:İlk yapı muhtemelen I.Alaaddin Keykubat dönemi (1224 civarı )nde yapılmıştır.Daha sonraları 1247 ve 1274 yıllarında esaslı tamir görmüştür.

YAPAN USTALAR : Tuğla kısımlar,Yakub bin Ebubekir el-Malati; Hat işleri Ahmed bin Yakub ; Taş kısımları ,Üstad Hüsrev el-Benna tarafından yapılmıştır.

Anadolu’nun Türkleşmesi yaşanırken, bu gelişme sanat ve mimari alanında da devam etmiştir. Malatya Ulu Cami ;bu gelişmenin dışında kalarak İran’daki Büyük Selçuklu İmparatorluğu cami mimari geleneğini Anadolu’da temsil eden tek örnek olarak önem kazanır. Yapının ilk inşasından kısa bir süre sonra başlayıp sonraki dönemlerde devam eden onarım ve ilavelerle orijinal halinden önemli değişikliklerin meydana geldiği bilinmektedir.

Şehir surları içinde kalan ve 34x55 metre boyutlarında olan Ulucami ;iki ayrı bölümden ibaret olup, orijinal eyvanlı ve iç avlulu asıl kısım ile kuzeydeki daha sonradan eklenen ikinci bir camii gibi fonksiyon gören ek kuruluştan oluşur. Yapıda, mihrab önü kubbesi , buna bitişik eyvan ve bunun önündeki revaklı iç avlu, planın esasını teşkil eder.Yan kanatlar, mihrab eksenine paralel uzanan beşik tonuzlu sahınlarla değerlendirilmiştir. Yani doğu-batı doğrultusundadır.

Yapıda inşa malzemesi olarak taş ve tuğla olmak üzere iki ayrı malzeme kullanılmıştır.Beden duvarları moloz taş ve iç mekandaki destek ve kemerler ile portaller düzgün kesme taştır.Örtü sistemi, tonozlar ile asli durumu koruyan kubbe, eyvan tonozu avlunun batı revakı ve minare tamamen tuğladan inşa edilmiştir. Dışta, yapının bütün cepheleri, sonraki onarımlar sırasında eklenen payandalarla desteklenmiştir.

Yapıda planın aslını teşkil eden, mihrab önü kubbesi, buna bitişik eyvan ve eyvanın önündeki 10x14 metre ebadında dikdörtgen planlı revaklı iç avludur.Eyvan ve kubbe, tuğla yapısı ve çini süslemeleriyle ayrıca dikkati çeker.Avlunun sadece batı revağı orijinal durumunu kısmen korumuş. Cami, dıştan daha önce düz toprak damla örtülü iken Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, toprak dam kaldırılarak yerine kaplamalı çatı yapılmıştır. Caminin güney, doğu, batı olmak üzere üç tane kapısı vardır.Şu anda bunlardan doğu ve batı kapısı ayaktadır ve kullanılmaktadır.

GÜNEY KAPISI: Yapının güney tarafında, doğu ucuna yakındır. Caminin yapım tarihi hakkındaki en eski kitabenin burada olduğu büyük bir ihtimaldir.Şu anda Malatya Müzesinde olan 7 adet taş bloktan oluşan bu kitabeye göre cami H:621 / M:1224 yılında yapılmıştır. Kapı, iç mekândaki birinci enine sahnın doğu kanadında yer alan kubbeli bir bölmeye tesadüf eder. Ayrıca hemen karşısındaki Şahabiyye-i Kübra Medresesinin bugün çok az bir kısmı ayakta kalabilmiş olan portali ile aynı eksen üzerindedir. Orjinalde bu kapının özel bir konuma sahip olduğunu görüyoruz. Birincisi, medreseyle bağlantıyı sağlamak için,ikincisi ise hükümdar kapısı gibi bir özelliğe sahiptir diyebiliriz.

DOĞU KAPISI: Doğu duvarının güney ucunda bulunmaktadır. Kapı üzerindeki kitabe tarihi H:672 /M:1274 ‘dür. Bu kitabede, Tanrının kullarından biri tarafından, bu kapının tecdiden (yenileme)tamir esnasında açtırıldığı yazılıdır. Bu tamirat işlemini yapan mimarın adı Hüsrev ‘dir. Birçok taş işlemeler tahrip olmuş, bunun üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyon esnasında değiştirilmiştir. Sanat değeri bakımından batı kapısından daha üstün olduğunu söyleyebiliriz.

BATI KAPISI: Batı duvarının takriben ortasına isabet etmektedir. Hicri olarak 1 Rebiyyülevvel 645’de (miladi 6 temmuz1247) tarihinde yapıldığı yazılıdır. Kitabeye göre bu kapı Keyhüsrev oğlu II.İzzettin Keykavus zamanında Emir Şahabeddin İlyas tarafından Üstad Hüsrev isimli ustaya yaptırılmıştır.Açık ve kırmızımsı renkli taşlarla bazen bir, bazen iki sıra olmak üzere düzensiz sıralanmıştır.Diğer kapılara göre daha iyi korunabilmiş durumda olan portalin, zamanla geçirdiği sarsıntılar sonucu taşlarıyla oynanmıştır

KUBBE: Mihrab önünde iki sahın genişliğindeki kare alanın üzerini örten kubbe, güneyde duvara dayalı ayaklarla birlikte altı destekle sivri kemerle eyvana bağlanmaktadır.Kubbe içi , yatay istif düzeninde sırsız tuğlaların aralarına, kare kabaralar şeklinde firuze sırlı birimler yerleştirilerek sipiraller meydana getiren bir örgüyle kaplanmıştır.Kubbe göbeğinde mor ve firuze renkli çinilerden “Mührü Süleyman” motifi şeklinde dekoratif kufi yazıyla “Muhammed” ismi yazılmıştır.Kubbeye zemin teşkil eden onaltı bordür içinde, patlıcan moru renkli çini mozaikten nesih yazıyla Fetih Süresi 1-5 .ayetleri var

Kuzeydeki eyvana açılan kemerin hemen üzerinde, tromplarla aynı seviyede yer alan kısımda kufi yazıyla usta kitabesi mevcuttur. Burada “Amele Yakub bin Ebubekir el-Malati ”yazılı olup ; “Amele ” kelimesinin altında ve üstünde nesih yazıyla “ Ketbuhu Ahmed bin Yakub ” ismi ve ibaresi yazılıdır.

Mihrab sonradan yapılmıştır.Çini ile kaplı olan asıl mihrab duvarının 1893 yılında kış aylarında vuku bulan zelzelede yıkıldığı tahmin edilmektedir.Mihrab kitabeliğinde Sultan II.Abdülhamid ‘in el yazılı bir tuğrası ile iki beyitlik manzum kitabe ve bunun altında 1318 ve 1320 (1900 ve1902 )tarihleri vardır.

Sağ tarafta yer alan ahşap mimber Caminin asıl mimberi değildir. Malatya Söğütlü Camiinden buraya getirilmiştir. Bugün Ankara Etnografya Müzesinde bulunan ve 1934 yılında bu camiden götürülmüş olan ahşap mimberin eksik kısımları kısmen tamamlanarak restore edilmiştir.

EYVAN: İç avlu ile kubbe arasında kalan kısma verilen isimdir. Kubbenin kuzey kemerinden başlayarak, iç avluya bakan tac kemerin önüne kadar devam eder. Yarım kubbeyi andırır bir şekli vardır. Kubbe ile eyvanı ayıran kemerin kuzey tarafında Reyhani hatla Ali İmran süresi 18-19 ayetleri vardır. Eyvan taç kemerinin kavis tablası üzerinde Bakara Süresi 255. ayeti yazılıdır.

Yine avluya bakan yüzeylerinde, sağdaki mor renkli çinilerle kazıma tekniğiyle usta kitabesi, soldakinde ise girift bitkisel bezeme işlenmiştir. Doğu tarafında “ALLAH” ve batı tarafında “MUHAMMED” isimleri girift olarak turkuaz renkli çinilerle işlenmiştir.

AVLU :Kubbe ve eyvan bağlantısının kuzeyindeki dikdörtgen planlı avlu, doğu ve batı yönleri revaklıdır.Doğu revakı taş yapısıyla sonradan düzenlenmiştir.Batı revakı, tuğla yapısı ve çini süslemeleriyle asli durumunu kısmen korumaktadır.Revak kemeri güneyde eyvan cephesiyle, kuzeyde ise Kayseriye denilen ek bölme duvarıyla birleşir.Bu kemerlerden I.kemerin üstündeki alınlığın levhaları hariç diğer kemerlerin alınlıkları tamamına yakını dökülmüştür.I. kemerdeki kufi kitabenin Ali İmran:19-20 ayetleri vardır. II.kemerde ise reyhani hatla Tevbe süresi :18-19 ayetleri yazılıdır. III.kemerde kufi hatla, besmeleyle başlayıp İhlas süresi yazılıdır. IV. Kemer ise tamamen dökülmüştür.

MİNARE : Muhtemelen ilk yapıda minare yoktu ve bugünkü tuğla minare, batı duvarı yeniden düzenlenirken (h:645 ; m:1247) buraya ilave edilmiştir.Estetik görünüşü muhteşem olup şerefenin alt kısmından itibaren üst kısmı yıkılmıştır.Yıldırım düşmesi sonucu gövdesi yarılmıştır.Taş olan kaide kısmının sonraki müdahaleler sırasında değişikliğe uğradığı anlaşılmaktadır.Taş kaidenin üzerinde tuğla yapısıyla sekizgen pabuç ve silindirik gövde yükselmektedir.Kalın gövde yukarıya doğru hafif daralmayla devam eder.20.10 metre boyundadır.

KAYSARİYE : Caminin kuzeyindeki , ikinci bir cami gibi fonksiyon gören ek bölüm (kaysariye) avlunun kuzeyine örülen bir duvarla asıl camiden ayrılmıştır.Duvar kesme taş malzemelidir.Avluya bakan cephe yüzeyine, sivri külahı iki dayanma kulesi yerleştirilmiştir. Bu bölümün değişik yerlerinde muhtelif ölçülerde pencereler vardır. İki dayanma kulesi arasında kalan üstteki yüzeye Kaysariye yazısına ait üç satırlık kitabe konulmuştur.

Muhtemelen Memluklular dönemine ait olduğu sanılmaktadır. (14. yüzyılın 2.yarısı).Malatya 14 . ve 15. yy.’da Memluk Sultanlarının tayin ettiği valilerce idare edildiği bilinmektedir. Belki de Osmanlı döneminde bugünkü şeklini almıştır.
MELİK SUNULLAH CAMİ

Melik Sunullah Camii
Halk arasında Vaiz Ocağı, Vaiz Baba ve Koca Vaiz ve Türbesi gibi isimleriyle anılan Cami surların içerisinde Ulu Camiinin batı tarafına düşmektedir. Halen mescit ve türbesi mevcuttur. Ancak mescit orijinalliğini yitirmiştir. A. Gabriel, Malatya şehir planında bu yapıyı Adile Camisi olarak isimlendirmiştir.

Minaresi orijinal haliyle günümüze kadar ulaşmış; kaidesi kesme taştan, gövde tuğladan inşa edilmiştir. Minaresi form ve malzeme bakımından Ulu Camii minaresi ve Halfetih Minaresiyle benzerlik arz eder. Bundan dolayı her üç minarenin aynı döneme ait olduğu söylenebilir. 13.yy ‘ın ilk çeyreğinde yani 1247’den sonra yapıldığı kuvvetle muhtemeldir. Yapıda üç ayrı kitabe bulunmaktadır.

Minare kaidesinde bulunan Kitabe ise H:796 /M:1393 tarihini olup Memluklu Sultanı El-Melik Ez-Zahir Berkuk ismini taşımaktadır. Kitabenin alt satırında minarenin Cerkez b. Abdullah El-Hüseyin tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Fakat minare, taşıdığı özellikler dolayısıyla bu tarihte yapılmış olamaz. Bu kitabe başka bir minareye ait olup sonradan buraya konmuştur veya bu minarenin tamir kitabesi maksadıyla yerleştirilmiştir. Diğer kitabeler başka eserlere aittir.

Türbe içerisinde üç tane mezar bulunmaktadır. Bunların Tevabil Gazi, Koca Vaiz Baba ve Battalgazi’nin yakınlarından birinin ( kızı veya hanımı) mezarı olduğu rivayet edilmektedir. Günümüzde bu türbe İlçemizin önemli ziyaretgâhlardan birisidir.

Malatya İli Tarihi 32

ESKİ MALATYA ŞEHİR SURU KALE
Eski Malatya Şehir Suru (Kalesi)
Battalgazi (Eski Malatya) ilçesindedir. Şehrin etrafı Roma İmparatoru Traianus (98-117) zamanında surlarla çevrildi. Surlar, İmparator Constantius (363) zamanında tamir edilmiştir. 532 yılında İmparator Justinianus döneminde şehir surları yeniden restore edilerek müstahkem hale getirilmiştir. Beşgen bir plan üzerine kurulmuş olan sur oldukça harap durumdadır. Ayakta kalan parçalardaki yapı tekniği; duvarların iç ve dış yüzü düzgün iri boyutlu taşlarla kaplanmış olup, düz taşlar arası moloz taşlarla doldurularak, harç ile kaynaştırılmıştır. Sonradan yapılan tamirlerde zarar gören kısımlar kesme taşlarla takviye edilmiştir. Kayıtlara göre surun 95 burcu ve 11 kapısı olduğu anlaşılmaktadır. Kalenin sur hendeği 1060’da genişletilmiş, 18 Eylül 1102’de Danişmentli Gümüştekin Ahmet Gazi tarafından ele geçirilen şehrin surları yeniden onarılmıştır. Evliya Çelebi Kale hakkında Seyahatname’sinde bilgi vermekte ve buradan bahsetmektedir. 2011 yılı itibariyle, surun giriş kapısı restorasyonu tamamlanmış olup, ayakta kalan bazı bölümlerinin restorasyonu devam etmektedir.
DARENDE ASLAN TAŞLAR
Darende Aslantaşlar
Kaya taşı Aslan Heykelleri Kuzey - Güney yönünde ayakta durur vaziyettedir. Aralarındaki mesafe yaklaşık 4 m. civarında, birbirine paralel, başları kuzeye bakmaktadır. Doğu yönünde bulunan toprak zeminden itibaren baş yüksekliği 2 m. ayak açıklığı olarak gövde uzunluğu 2,5m.dir. Batı yöndeki daha küçük boyutlarda olup, zeminden itibaren baş yüksekliği 1,40 m.dir. Gövde uzunluğu 2 m.dir. Taş Aslan Heykelleri tamamlanamamıştır. Bacak ve ayak aralıkları yontulmadan bırakılmıştır. Yüz ve gövde hatları kaba ve stilizedir. Yüz ve gövdeleri yer yer tahrip edilmiştir. Her biri yaklaşık 4 - 5 ton ağırlığındadır. Hitit Dönemi Aslan Heykelleri ile benzerlik göstermekte olup, büyük olasılıkla M.Ö. 2. Binyıl başlarında yontulmuş, Hitit İmparatorluk dönemine aittir.
İle Uzaklığı
YUSUF ZİYA PAŞA CAMİ
Yusuf Ziya Paşa Camii
Merkez Mücelli Caddesi üzerinde yer alan camii 14,50 x 7,50 m. ebadında dikdörtgen bir plan üzerine yapılmıştır. Yan duvarları taştan yapılan ana mekânın üzeri dört ahşap sütunun taşıdığı ahşap çatı ile örtülmüştür. Güney duvarının ortasında basit bir şekilde yapılan mihrabı yer almıştır. Son cemaat mahalli, altı tane sütunu birbirine bağlayan kemerlerin üzeri yine ahşap çatı ile örtülmüştür. Son cemaat mekânının batısında sonradan yapılan minare ile doğuda birbirine açılan iki adet tonozlu mezar yer almaktadır. Giriş kapısı üzerinde kitabesi bulunmaktadır.

Giriş kapısı üzerinde yer alan altı beyitlik manzum kitabedeki tarih ebcetle hesaplanmak suretiyle H. 1207 (M. 1792) bulunmaktadır. Camii Diyarbekir Valisi ve Maden-i Humayun Emini olan Yusuf Ziya Paşa’nın oğlu Şa’di Paşa tarafından annesi Ayşe Hanım için yaptırılmıştır. Son cemaat mahallinin doğusunda birbirine açılan iki adet tonozlu mekânda üç mezar bulunmaktadır. Birinci mezar H. 1256 (M. 1840) doğumlu Maraş’lı Süleyman paşanındır. İkinci mezar R. 1302 (M. 1887) tarihinde ölen Şakir Paşa’nın kızı Hamidiye hanıma aittir. Üçüncü mezarın ait olduğu şahıs belli değildir. Mezar şahidesinde R. 1316 (M. 1901) tarihi yazılıdır.
YENİ CAMİ HACI YUSUF TAŞ CAMİ

İl merkezinde yer alan eser tamamen kesme taşlardan yapılmıştır. 28,50 x 28,50 m. ebadında kare bir plan üzerine inşa edilen ana mekânın ortasında dört fil ayağı üzerine oturtulan kubbe yer almaştır. Orta alan yanlara doğru yine fil ayaklar ve yan duvarlara bindirilen beşik tonozla örtülmüştür. Böylece pencereli olan kubbenin ağırlığı ayaklara, tonozlarla da yan duvarlara verilmiştir. Kare mekânın dört köşesi ayaklara, tonozlara ve duvarlara bindirilen dört küçük pencereli kubbe ile örtülmüştür.

Ana mekânın güney duvarı tam ortada beş köşeli yarım daire şeklinde dışa doğru taşarak mihrabı yapılmıştır. Mihrap kesme taşlardan yapılmış olup, dış yüzü gömme sütunlarla köşeler ayrılmıştır. Üstü yarım kubbe ile örtülmüş, güney duvarına birleştiği köşelerde karşılıklı birer pencere yapılmıştır. Son cemaat mahalli dört sütunu birbirine bağlayan kemerler ve kuzey duvarına bindirilen kasnaklı beş küçük kubbe ile örtülmüştür.

Kuzey duvarının tam ortasında ana giriş kapısı yapılmış olup, kapının üzerinde Arabî harflerle yazılan kitabesi yer almıştır. Ayrıca caminin doğu ve batı duvarlarının kuzey duvarlarına yakın olan yerlerde karşılıklı birer kapı yer almıştır. Kuzey duvarlarının köşelerinde iki şerefeli iki tane minaresi vardır. Doğu yönünde tek şerefeye kadar sağlam, tamamen kesme taşlardan yapılmış, eski bir camiye ait bir minare sağlam durumdadır.

Malatya İli Tarihi 31

MALATYA ASLAN TEPE

slantepe

Arslantepe Höyüğü Malatya’nın 7km. Kuzeydoğusunda, Fırat ırmağının (Karakaya Baraj Gölü) batı kıyısı yakınındaki Orduzu Beldesinde yer alan Arslantepe Höyüğü’nün Kültür Dolgusu 30m. yüksekliğindedir. M.Ö.5000 yıllarından M.S.11.yy’a kadar yerleşim görmüştür. M.S.5-6yy’lar arasında Roma köyü olarak kullanılmış ve daha sonra Bizans Nekropolü (mezarlık) olarak yerleşimini tamamlamıştır.

Arslantepe’de ilk kazılar 1930’larda Louis Delaporte başkanlığında bir Fransız ekip tarafından yapılmıştır. Özellikle kazı Geç Hitit tabakalarında yapılmıştır. Kazılarda taş üzerine alçak kabartma ile dekore edilmiş avlu ve giriş kapısının iki yanında iki aslan heykeli ve karşısında devrilmiş bir kral heykeli ile bir Geç Hitit Sarayı bulunmuştur. Bu eserler o tarihlerde Malatya’da müze bulunmadığı için Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne götürülmüş ve halen orda sergilenmektedir.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Fransız Arkeolog C.Schaeffer alanda birkaç derin sondaj açmışsa da sürekli kazılar 1961’de, önce Salvatore M.Puglisi, sonra da Alba Palmieri başkanlığında Roma “La Sapienza Üniversitesi”nden bir ekip tarafından başlatılmıştır. Palmieri’nin 1990’da ölümünden bu yana kazı başkanlığını yine aynı Üniversiteden Marcella Frangipane sürdürmektedir.

Höyükte yapılan kazılar sonucunda; M.Ö.3300-3000 yıllarına ait bir kerpiç saray, M.Ö.3600-3500’lere ait tapınak, iki bini aşkın mühür baskısı, kaliteli metal eserler bulunmuştur. Elde edilen veriler göstermektedir ki o dönemde Arslantepe, aristokrasinin doğduğu ve ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı resmi, dini ve kültürel bir merkezdir.

5.bin yılın sonundan 4.bin yılın sonuna kadar olan zaman süresi içinde Malatya’nın bu bölgesi her ne kadar Yukarı Mezopotamya’nın bir parçasını oluşturmaktaysa da tam anlamıyla yerel özelliklerini yitirmemiştir. Özellikle 4.bin yılda Arslantepe Orta Fırat bölgesindeki yerleşmeler içinde önemli bir yer tutmaktadır. Geç Kalkolitik Çağ’da yerel yüksek tabakalardan oluşan sınıf, politik ve dinsel egemenliğin yanı sıra ekonomiyi, ürün ve üretim idaresini ellerinde tutmaktaydı. Yörenin su kaynakları bakımından zengin, dolayısıyla tarım için son derece uygun, ayrıca sık sık taşan Fırat Irmağı’nın taşkın alanı dışında kalması gibi ayrıcalıkları, Arslantepe’nin en azından M.Ö.5.bin yıldan Bizans Dönemi’ne kadar kesintisiz olarak iskân edilmesinde önemli etkendir. Yörenin doğal yapısından kaynaklanan gücü, yüksek tarım potansiyeli ile birleşince Arslantepe, topraklarını denetim altında tutabilen ve bölgedeki hammaddeyi işleyen ya da en azından işlenmesini organize eden egemen bir merkez konumunu kazanmıştır.

Kerpiçten yapılmış anıtsal binaların bulunduğu geniş bir ortak kullanım alanı, 4.bin yılın sonlarında (M:Ö.3300-3000) tepenin güney-batı yamacında en az 2600m2’lik bir alana yayılmıştı. Bu alanda büyük olasılıkla farklı işlevlere sahip çeşitli yapılar yer almaktaydı. Ortaya çıkarıldığı kadarıyla bu kısım görkemli mimari ve işlevsel açılardan farklı bölümlerden oluşan büyük bir yapı topluluğudur. Çok amaçlı düzeninden dolayı bu anıtsal yapı topluluğu Saray olarak nitelendirilebilir. Sarayın koridor duvarları baskı motif ve duvar resimleri ile bezenmiştir. Binanın çeşitli bölümlerinde çok sayıda mühür baskısının bulunması, idari etkinliklerin yoğunluğunu ve bu işlerde, malları depolardan alma ve mühürleme yetkisi bulunan çok sayıda memurun çalıştığını ortaya koymaktadır. Duvarlardaki zengin bezeme ve kabartmalarda gücü simgelemektedir. Bu bütün etkinliklerin merkezileştirildiği, kayıt amacıyla etkin bir mühürleme sisteminin kullanıldığı ve giderek bürokrasinin geliştiği, güçlü siyasi ve dini kurumları olan bir devlet sisteminin doğuşuna kanıttır. Geçmişte daha çok dinsel amaçlar için yapılan büyük yapı ilk kez başka işlevlerde kazanıp içinde kamu hizmetlerinin de görüldüğü, mimari açıdan gelişmiş, böylece Yakın Doğu’da sarayın başlangıcını oluşturmuştur.

Saray kompleksinde arsenikli bakır alaşımlı, gümüş kakmalı kılıç, hançer gibi silahların yanı sıra yüksek ayaklıklı meyvelikler ve Mezopotamya tipi uzun vazolar da ele geçmiştir. Ayrıca sarayın hemen yanında M.Ö.2900’tarihlenen önemli bir kişinin (belki bir kralın) mezarı da ortaya çıkarılmıştır. Mezardaki zengin ölü hediyeleri ve mezarı kapatan taş kapak üzerinde bulunan kurban edilmiş 4 genç insan cesedi, bu mezarın bir kral mezarı olduğunu düşündürmektedir.

Geç Uruk Dönemi’ne ait yapılar büyük yangınlarla ortadan kalktıktan sonra ortak kullanım alanı terk edilmiş, yerli geleneğe yabancı topluluklar yerleşmiştir. Bunu, gerek yerleşim düzeni ve konutlar, gerekse Doğu Anadolu-Transkafkasya kökenli çanak-çömlekler kanıtlamaktadır. Yerleşmenin ekonomik ve kültürel özellikleri bu yeni gelenlerin temelde kırsal, büyük olasılıkla yarı göçebe küçük topluluklardan oluştuğunu gösterir.

Arslantepe’de Erken Tunç Çağı II (M.Ö.2700-2500)’nin başlangıcında Torosların kuzeyinde kalan bütün bölge Erken Tunç I’deki etkileri hala süren Suriye-Mezopotamya kültüründen kopmuş ve Doğu Anadolu- Transkafkasya kökenli geleneklere dayanan özgün ve incelikli bir kültür ortaya koymuştur. 3.bin yılın ikinci yarısında Erken Tunç III (M.Ö.2500-2000)’de bölgede yerel kültüre dayanan ve Anadolu’nun kentleşme geleneğine uygun bir yerleşme düzeninin yanı sıra surlarla çevrili kentlerin inşa edilmesine yol açan yeni bir süreç başlamıştır. Arslantepe’deki bu yerleşme Erken Tunç II’nin teraslar üstündeki geniş odalı büyük evlerini kullanmayı sürdürmüş ancak tepenin yamacından aşağıya doğru gelişmiştir.

M.Ö.2000 yılında Arslantepe, Fırat Nehri’ne doğru genişleyen Hitit İmparatorluğu’nun Melidia-Meliddu adıyla şehri olarak kullanılmıştır. Bu yerleşim tepenin kuzey-doğu yamacına açılan şehir kapısı ve avlusuyla Orta Anadolu Hitit kentlerine benzeyen, etrafı toprak surla çevrili bir Geç Hitit şehri olarak kullanılmıştır.

M.Ö. 5.binden -M.Ö.712 tarihindeki Asur istilasına kadar yerleşim yeri olarak varlığını sürdüren Arslantepe daha sonra bir süreliğine terk edilmiş, M.S. 5-6.yy’lar arasında ise Roma Dönemi köyü olarak kullanılmış ve daha sonra Bizans Nekropolü (mezarlık) olarak yerleşimini tamamlamıştır. Kazılara Geç Uruk dönemi Sarayı ile Geç Hitit Sarayı alanında devam edilmektedir.

Arslantepe’deki kazılara Prof. Dr. Marcella Frangipane Başkanlığındaki İtalyan Kazı Heyeti tarafından devam edilmektedir. Buluntular Malatya Müzesi’nde sergilenmektedir. Ayrıca Geç Uruk Dönemi’ne ait kerpiç Saray Kompleksinin Açık Hava Müzesi haline getirilmesi yönündeki projelendirme çalışması sürdürülmektedir. Bu projenin hayata geçirilmesi ile birlikte Arslantepe’nin ilimiz turizmine katkıları olumlu yönde artacaktır.

Malatya İli Tarihi 30

ALİ GALİP OLAYI

Mustafa Kemal’in 1919 yılında Anadolu’ya geçmesiyle başlayan, Erzurum Kongresi sonrasında daha da yoğunluk kazanan direniş hareketleri, İstanbul Hükümeti’ni kaygılandırıyordu. Damat Ferit Paşa hükümeti tedbir olsun diye Mustafa Kemal’i görevden almış, netice alamayınca da tutuklanarak İstanbul’a getirilmesini kararlaştırmıştı. Mustafa Kemal’i tutuklama görevi Mamuret ül-Aziz (Elazığ) valiliğine atanan Ali Galip’e verildi. Ali Galip ilk zamanlarda, bu görevi yerine getirmedi. 1919 Eylül’ünde Mustafa Kemal ve Ali Galip aynı günlerde Sivas’a geldiler. Yapılan görüşmede Ali Galip, Mustafa Kemal ile aynı görüşleri paylaştığını söyleyerek Sivas’tan ayrılıp Elazığ’a geldi. Burada 1 ve 2 Eylül 1919’da Dâhiliye Nezareti’yle birkaç telgraf görüşmesi yaptı ve Mustafa Kemal’i yakalama görevini yeniden üstlendi. Arkasından Besni’deki bazı soyguncuları yakalamak bahanesiyle Malatya’ya geldi. 6 ve 8 Eylül 1919’da Ali Galip’le Dahiliye Nezareti arasında yeni görüşmeler oldu. Bu görüşmelerde, Ali Galip’in birkaç yüz silahlı ile Sivas’a gitmesi, Sivas kongresini basarak dağıtması, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının da tutuklanması kararlaştırıldı.

Malatya’daki telgraf memurları bu haberleşmenin bir örneği Sivas’a, Mustafa Kemal’e göndermeleriyle, hazırlanan bu plan ortaya çıktı. Toplantı halinde olan Sivas Kongresi, olağanüstü bir oturumla, Ali Galip’in zaman geçirilmeden tutuklanmasını ve İstanbul Hükümeti’ne sert bir protesto telgrafı çekilmesini kararlaştırdı. Sivas Kongresi’nde alınan karar üzerine, Malatya’daki 12. Süvari alayının komutanı Kemal Bey harekete geçerek, Malatya Mutasarrıfı’nın evini kuşatarak Mutasarrıf ve Ali Galip’i yakalamak istedi. Alınan bu tedbiri önceden öğrenen Mutasarrıf Halil Rahmi Bey, Ali Galip ve İngiliz Ajan Binbaşı Nowill şehirden kaçıp Kâhta’ya gittiler. Oradan da Urfa ve Halep’e kaçtılar. Bu suretle Mustafa Kemal’i yakalama girişimi sonuçsuz kaldı. Sivas Kongresi’nde alınan karar uyarınca Anadolu ve Rumeli Müdafaa- i Hukuk Cemiyeti’nin Malatya ve kazalarında da birer şubesi açıldı, bu çalışmaların başında belediye başkanı Abdullah Efendi, Ulemadan Abdurrahman ve Keşafi Efendiler, Eşraftan da Mehmet ve Lütfi Efendiler vardı.

Türklerin 1101 yılında Malatya’yı almalarından bu olaya kadar İslam ve Türklük idealinden ayrılmadan birlik ve bütünlük içinde hareket ettiklerini gördüğümüz bu duygular, günümüz Türkiye Cumhuriyetinde de Türklerin 1101 yılında Malatya’yı almalarından bu olaya kadar İslam ve Türklük idealinden ayrılmadan birlik ve bütünlük içinde hareket ettiklerini gördüğümüz bu duygular, günümüz Türkiye Cumhuriyetinde de eksilmeden devam etmektedir.
MALATYA TARİHİ ESERLERİ TARİHİ MEKANLARI VE TARİHİ YERLERİ
MALATYA MÜZESİ

Malatya Müzesi
Antik çağlarda en eski ve ileri medeniyetlerin geliştiği Mezopotamya ile İç Anadolu arasında bulunduğu ve tarih öncesi ile tarihi kervan yollarının bulunduğu, yolların tabii geçitler verdiği konumlar itibariyle Malatya'nın jeopolitik önemi daima büyük olmuştur. Jeopolitik konumunun yanında hayatın ve uygarlıkların gelişmesinde önemli bir etken olan suyun katkıları da inkar edilemez.

Bu faktörler M. Ö. 8000 yılından itibaren, Pirot bölgesi, Caferhöyük neolitik yerleşimi ile başlayıp günümüze kadar Malatya'nın Anadolu'da gelmiş geçmiş bütün uygarlıkları ihtiva eden bir yer ve bölge olmasına sebep olmuştur.

Bu tarihi önem içerisinde, Malatya'da müzecilik fikri 1931-1937 yılları arasında, Arslantepehöyük ve Gelinciktepe'de yapılan kazılarda ortaya çıkan eserlerin, Malatya'da müze olmadığından Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmek için götürülmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

1971 yılında İnönü Parkında, bugün Evlendirme dairesi olarak hizmet veren binada ilk Müze açılmış, 1974 yılına kadar memurluk olan Müze, Başbakanlık Kültür Müsteşarlığının onayıyla Müdürlük olmuştur.1975 yılında yapımına başlanılan Kernek Meydanı’ndaki yeni müze binasının inşaatı tamamlanmış, 1978 yılından itibaren Karakaya Baraj Gölü altında kalacak yerleşimleri kurtarmak amacıyla yapılan kazılarda ortaya çıkan buluntularla daha da zenginleşen Malatya Müzesi yeni binasında 1979 yılında ziyarete açılmıştır.

1998 yılında yeni ve modern sergileme gereksinimiyle çalışmalar başlamış, 2001 yılında yeni bir proje hazırlanarak hayata geçirilmiş, Müze modern bir sergilemeye kavuşturulmuştur.

Müzemizde, teşhiri yapılan ve yeni düzenleme ile yeniden ziyaretçilerin görüşlerine sunulacak olan toplam 15.000 eser mevcuttur. Bu eserler; kazılar, satın alma, hibe(bağış) veya istirdat (el koyma) gibi yollarla Müzeye kazandırılan eselerlerdir.Yapılan bilimsel kazılar sonucu gün ışığına çıkarılan, neolitik, kalkolitik, Tunç çağı, Hitit, Urartu, Roma, Bizans, Selçuklu, çeşitli beylikler ve Osmanlı dönemi medeniyetine ait eserler, Müzemizin zenginlikleridir.

İlimiz sınırları içerisinde, Karakaya baraj gölü suları altında kalan alanlarda, Pirot, Caferhöyük, Köşkerbaba, İmamoğlu ve Değirmentepe höyük gibi kurtarma kazılarında ve 1961 yılından beri kazısı devam eden Arslantepe Höyük'te çıkarılan eserler geçmişi günümüze taşıdığı gibi, günümüzü de geleceği aktaran birer tarih laboratuarı özelliğini verir Malatya Müzesine.

Müzede bulunan nadide eserlerden birkaçı şunlardır:

Neolitik Heykelcikler: M. Ö. 8000 yılına tarihlenen, kireç taşından yapılmış ilk heykel örnekleridir. 1985 yılında yapılan kurtarma kazıları sırasında, İzollu bölgesi Caferhöyük'te gün ışığına çıkarılmışlardır. Anadolu neolitik yerleşim birimleri ile çağdaş olan bu yerleşim yerinde, bu ilk heykel örneklerinin yanı sıra, tarıma geçiş ve toprağı ilk işleme kültürünün gelişmesinde kullanılan malzemeler de (Obsidyen bıçak, orak, ok ucu, keski ve delgiler) müzede yer alır.

Kılıç ve Mızrak Uçları: Arşlantepe höyük, eski tunç devri (M.Ö. 3200-3000)1. tabakasında, toplu olarak bulunan bu eserler bronzdan yapılmış olup, arsenik alaşımlı olmaları ve bazılarının gümüş kakmalı olması ilgi çekmektedir. Devrine göre, formları, kakmaları ve arsenik alaşımlı olmaları bu eserlere arkeolojik literatürde ünik bir yer sağlamaktadır.

İnsan Mezarı: Arslantepehöyük'te geç kalkolitik çağı katında bulunan bu mezar M.Ö. 4000 yıllarına tarihlenmektedir. Anadolu'da ölü gömme adetlerinin ünik bir örneği olan bu mezar, orijinalliği bozulmadan sağlamlaştırılarak Müzeye getirilmiştir. Mezarda bulunan ceset, genç bir kadına ait olup, süs eşyaları ve mutfak kapları ile birlikte arkeolojik dilde hoker vazifesi denilen, çocuğun ana rahminde duruş şekli gibi yatırılmış olarak defin edilmiştir.

Durum şöyle yorumlanmaktadır:

Devrin insanı dünyaya nasıl gelindi ise öyle gidilmesi düşüncesi ile ve tıp dünyasını çok yakından ilgilendiren bir yöntemle, devrinde çocuğun ana rahminde yatış şeklini bilen bir zihniyetle, kadın cesedini bu mezara defin etmişlerdir.

Ayrıca, yine ölü gömme adetlerini gösteren küp mezarlarda, sağlamlaştırılarak, müzede teşhire sunulmuştur.

Mühür Baskılar (Bulle): Arslantepehöyük'te. eski tunç çağına (M.Ö. 3200-3000) ait Kültür katında bulunan, saray kalıntısının, giriş yönünde hemen solunda yer alan küçük bir mekanda topluca bulunan mühür baskıları, Arslantepe'nin (Melida/Maldiya günümüz Malatya'sının antik adı), o devi de büyük bir ticaret merkezi olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.Bu buluntular geç kalkolitik çağda Arslantepede ortaya çıkarılan Saray komleksi içerisinde ilkel muhasebe sistemi ve brokrasinin ilk doğuşuna ışık tutmaktadırlar.

Kral Mezarı : Arslantepe kazılarında ortaya çıkartılan Geç uruk dönemi sarayının kralına ait M.Ö.2900 yılına tarihlenen ve 70’den fazla mezar buluntusu veren kral mezarının bir rekonstüriksüyonu Müze’de yapılarak sergilenmektedir. Kralın hoker vaziyette yatış biçimi ve mezarın üzerinde kurban edildiği varsayılan 4 kişinin bulunma pozisyonları ilgi çekmektedir.

Yine, ayrıca Karakaya baraj gölü su altında kalan ve kurtarma kazısı yapılan Değirmentepe höyük'te ortaya çıkarılan mühür ve mühür baskıları da aynı özelikleriyle dikkati çekerler. Bu nadide eserlerin yanı sıra, tüm eserler geçmişin kültür hazineleri olarak günümüze ışık tutmaktadır. Her eser kendi başına birer hazinedir.
MALATYA ASLAN TEPE
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız