Büyük Selçuklu Sultanı Mehmet Tapar
(1105-1118), Anadolu Selçuklularının büyük ilerleyişini kaygı ile
izliyordu. Musul, iki devlet arasında savaş çıkmasına sebep oldu. Büyük
Selçuklu Sultanı, Musul valiliğini Çökermiş’in elinden alıp, Çavlı’ya
vermişti. Çavlı, Çökermiş’i öldürünce Musul halkı onun çocuk yaştaki
oğlu Zengi’yi vali yaptı. Çavlı Musul’u kuşattığında kent halkı,
Malatya’da bulunan I.Kılıç Arslan’a haber göndererek yardım istedi. I.
Kılıç Arslan, Çavlı’yı Nusaybin’de yendi ve Musul’a geldi. Kentin
valiliğine oğlu Şahinşah’ı, komutanlığına da Bozumuş Bahadır’ı atadıktan
sonra, yeni güçlerle Musul üzerine yürüyen Çavlı’yı karşılamaya
hazırlandı. Savaşta Çavlı üstün geldi. I. Kılıç Arslan da öldürüldü.
(1107) Musul’u alan Çavlı, Selçuklu şehzadesi Şahinşah’ı esir ederek
İran’a götürdü. Bozumuş Bahadır, I. Kılıç Arslan’ın küçük oğlu Tuğrul
Arslan’ı Malatya’ya getirerek Sultan ilan etti. Konya ve yöresinin
yönetimini de Hasan Bey üstlendi. 1110 yılında İran’dan kaçan Şahinşah,
Konya’ya gelerek tahta çıkıp Selçukluların yeniden toparlanmasını
sağladı. 1115 yılında, Büyük Selçuklu Sultanı Mehmet Tapar, Porsuk
komutasındaki bir orduyu Anadolu üzerine gönderdi. Artuklu beyi
Necmeddin İl Gazi ve Malatya Sultanı Tuğrul Arslan ve Atabek’i Belek
Porsuk’u yenerek geri çekilmeye zorladılar.
Bu arada Anadolu Selçukluları
arasında taht kavgaları başlamıştı. Şahinşah’ın kardeşi Mesut,
kayınbabası Danişmendli Emir Gazi Gümüştekin’in yardımıyla 1116 yılında,
Anadolu Selçuklu tahtını ele geçirdi. Bu sırada, Artuklular ile Malatya
Selçukluları, Franklara karşı savaşıyorlardı. Bunu fırsat bilen
Mengücük beyi İshak (1118-1142) Malatya Sultanı Tuğrul Arslan’a ait
Harput havalisine 1118 yılında bir akın yaptı. Bunun üzerine, 1119
yılında Tuğrul Arslan’ın Atabey’i olarak bu bölgeyi idare eden Belek,
Mengücüklü beyliği üzerine yürüyerek Kemah bölgesini ele geçirdi.
Trabzon Rum dukası Konstantin Gabras’ın yardımını sağlayan Mengücük beyi
İshak geri döndüğünde, Tuğrul Arslan ve Atabeyi Belek, Danişmendli Emir
Gazi Gümüştekin ile onlara karşı bir ittifak yaptılar. Gümüşhane’ye
bağlı Şiran havalisinde (1120) yapılan savaşta Konstantin Gabras ile
Mengücük beyi İshak yenilerek esir düştüler. Emir Gazi Gümüştekin
esirleri, Tuğrul Arslan ve Belek’e danışmadan serbest bıraktığından,
Danişmendliler ile Selçukluların arası açıldı. 1122 yılında Artuklu Beyi
Necmeddin İl Gazi öldü. Yerine oğlu Hüsameddin Timurtaş geçti ise de
ülkenin asıl yönetimi Malatya Sultanı Tuğrul beyin Atabeyi Belek’in
elinde idi. Belek’in gücünden çekinen Danişmendli Emir Gazi Gümüştekin,
Malatya Sultanı Tuğrul Arslan üzerine yürümeyi göze alamıyordu.
Ancak, Belek’in 1124 yılında
ölümünden sonra, Danişmendli Emir Gazi Gümüştekin Anadolu Selçuklu
sultanı I. Mesud ile Malatya üzerine yürüdü. Yöre bütünüyle işgal edildi
ise de Malatya teslim olmadı. Gümüştekin oğlu Muhammed’e kuşatmaya
devam etmesini söyleyerek geri döndü. Muhammed, Malatya yakınlarında
Samanköy’e yerleşerek kenti altı ayın üzerinde kuşatma altında tuttu.
Malatya’da kıtlık baş göstermesi üzerine, Tuğrul Arslan Haçlılardan
yardım istedi. Bu sırada Halep’i almaya çalışan Haçlılar, yardımda geç
kaldılar. Tuğrul Arslan annesini de yanına alarak Minşar kalesine
çekildi. Malatya’yı, yöreye gelmiş olan Gümüştekin’e teslim etti. (1124)
Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesud, kardeşi Tuğrul Arslan’ı böylece saf
dışı bıraktıktan sonra Malatya’yı Emir Gazi’ye terk etti. Ancak, Ankara,
Kastamonu yörelerine hâkim olan kardeşi Melik Arap, babasına ait olan
beldenin Danişmendlilere verilmesine kızdı ya da bunu bahane ederek
topladığı kuvveti ile 1126 yılında I. Mesud’un üzerine yürüdü. Emir Gazi
Gümüştekin, o sırada Artuklularla uğraştığından, Sultan I. Mesud
yenildi. Bizans İmparatoru II. Yuannis Komnenos’dan yardım alarak geri
dönen I. Mesud kayınbabası Emir Gazi Gümüştekin ile birleşip Melik Arap
üzerine yürüyerek onu yendiler. Böylece Anadolu Selçuklu taht kavgaları
sona ermiş oldu. 1134 yılında Danişmend Gazi Gümüştekin öldüğünde, tahta
büyük oğlu Melik Muhammed geçti ise de, kardeşleri Ayn Ud Devle ile
Yağan onun sultanlığını tanımadılar. Melik Muhammed 1135 yılında Yağan’ı
öldürttü, Ayn Ud Devle Malatya’ya kaçtı fakat burada tutunamadı. Melik
Muhammed, 1143 yılında öldüğünde, Zunnun, Yunus ve İbrahim adlarındaki
oğulları arasında taht kavgaları çıktı. Bu kavgalara Belik Muhammed’in
kardeşleri Yağıbasan ile Ayn Ud Devle de karıştılar. Daha önce
Malatya’dan ayrılmak zorunda kalan oğlu Ayn Ud Devle, Minsar kalesi beyi
Yunus ile birleşerek geri döndü.
Kent halkı kendisini hükümdar
olarak tanıdı. I. Mesud ise Zunnun’u destekliyordu. Sultan I. Mesud,
Yağıbasan’ı yendikten sonra 1143’te Malatya’yı kuşattı. Kuşatma,
Bizanslıların saldırıya geçmesi üzerine kaldırıldı. 1144 yılında, şehri
ikinci defa kuşatan I. Mesud, Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos’un
saldırması üzerine kenti yine alamadı. Ayn Ud Devle 1152 yılında ölünce
yerine çocuk yaştaki oğlu Zulkarneyn geçti. Sivas’ta hüküm süren
Yağıbasan, Zulkarneyn ile I. Mesud’a karşı ittifak yaptılar.
Selçukluların Sivas’a yürümesi üzerine, bağışlanması için ricada
bulundu. Yağıbasan’ı böylece saf dışı bırakan I. Mesud, Malatya üzerine
yürüdü, direnemeyeceğini anlayan Zulkarney, Selçuklu egemenliğini
tanıdı. 1155 yılında I. Mesud ölünce, yerine oğlu II. Kılıç Arslan
geçti. Sivas Emiri Yağıbasan, Kayseri Emiri Zunnun ile Malatya Emiri
Zulkarneyn, onun sultanlığını tanımadılar. Selçuklu tahtına,
Ankara-Çankırı emiri Şahinşah’ı geçirmek için ayaklanan ittifak
güçlerine yenilen II. Kılıç Arslan, yardım almak umuduyla Bizanslılara
sığında (1162) Bizanslılardan aldığı yardımla geri dönen II. Kılıç
Arslan Artuklu Kara Arslan, Mardin Emiri Necmeddin Alp’i, Dilmaçoğlu
beyi Fahrettin Devlet Şah da ona katıldılar. II. Kılıç Arslan batıdan
öbürleri doğudan saldırıya geçince, Yağıbasan kaçmak zorunda kaldı.
(1163) II. Kılıç Arslan, bundan sonra Malatya’yı ele geçirmeye çalıştı.
Malatya Emiri Zulkarneyn (1162) de ölmüş, yerine oğlu Melik Nesrettin
Muhammed geçmişti. Ancak kardeşi Feridun onu tahttan indirdi. Nasrettin
Muhammed de II. Kılıç Arslan’a sığındı.
Anadolu Selçukluları bu karışık
ortamdan yararlanarak 1171 yılında Malatya’yı kuşattılar. Fazla
direnemeyeceğini anlayan Ferudun kentten ayrılarak, II. Kılıç Arslan’ın
rakibi atabey Nureddin Mahmut’un yanına sığındı. Nureddin Mahmud,
Anadolu Selçuklularına karşı savaşa hazırlandığından, 2. Kılıç Arslan
kuşatmadan vazgeçti. Malatya yöresinden 12.000 kişiyi sürgün ederek
Kayseri’ye döndü. Nureddin Mahmut 1174 yılında ölünce, Anadolu
Selçuklularının yanında bulunan Melik Nesreddin Muhammed gizlice
Malatya’ya girdi. Kardeşi Feridun’u öldürdükten sonra kente hâkim oldu.
(15 Şubat 1175) Öteden beri Malatya’yı almak isteyen Anadolu
Selçukluları 1178 yılında kenti kuşatınca Nasreddin Muhammed Harput’a
kaçtı ve Malatya Anadolu Selçuklularının eline geçti. II. Kılıç Arslan
(1186) yılında ülkesini, yaşlandığı için sağlığında on bir oğlu arasında
paylaştırdı. Malatya, Muizeddin Kayserşah’ın payına düştü. Kısa bir
süre sonra kardeşler arasında taht kavgaları başladı. Sivas Emiri
Kutbeddin Melikşah, Konya’yı ele geçirip kendisini veliaht ilan ettirdi
ve öbür kardeşlerini saf dışı bırakmaya çalıştı. Baskıdan bıkan Malatya
Emiri Muizeddin Kayserşah, 1191 yılında Selahaddin Eyyubi’ye sığındı.
Onun desteğini sağladıktan sonra Malatya’ya dönebildi. Kutbeddin
Melikşah bu defa Kayseri Emiri Nureddin Sultanşah’ı saf dışı etmeye
karar vermiş, II. Kılıç Arslan’ı da kendisine katılmaya zorlamıştı.
Kayseri’nin kuşatılması sırasında, Kutbeddin Melikşah’ın baskılarından
bıkan II. Kılıç Arslan Nureddin Sultan Şah’ın yanına kaçtı. Bunun
üzerine Kutbeddin Melikşah geri dönerek Konya’da Sultanlığını ilan etti.
II. Kılıç Arslan, Nureddin Sultan Şah’ın saltanat hırsı ile yaptığı
baskılar yüzünden, Uluborlu Emiri Gıyaseddin Keyhüsrev’in yanına gitti.
Onu kendisine veliaht yaparak Konya’yı ele geçirdi. II. Kılıç Arslan,
1192 yılında öldüğünde yerine I. Gıyaseddin Keyhüsrev geçti. Ancak, 1196
yılında Konya’yı alan Tokat emiri Süleyman Şah, Anadolu Tahtına çıktı.
I. Gıyaseddin Keyhüsrev’de Bizanslılardan yardım almak için İstanbul’a
gitti. II. Süleyman Şah, ülkede birliği sağlamaya çalıştı. 1200 yılında
Malatya’yı ele geçirdi. Malatya Emiri Muizeddin Kayserşah, Eyyubilere
sığınmak zorunda kaldı.1205 yılında, II. Süleymanşah öldüğünde yerine
çocuk yaştaki oğlu III. İzzettin Kılıç Arslan geçti. 1196 yılında tahtı
II. Süleymanşah’a kaptıran I. Gıyaseddin Keyhüsrev geri dönerek Konya’yı
geri aldı ve sultanlığını ilan etti. Oğullarından İzzettin Keykavus’u
Malatya’ya, Alâeddin Keykubat’ı Tokat’a, Celaleddin Keyferudun’u
Koyulhisar’a Emir olarak atadı. Gıyaseddin’in 1211 yılında ölümünden
sonra yerine büyük oğlu Malatya emiri İzzettin Keykavus geçti. Kardeşi
Alaaddin Keykubat onun Sultanlığını tanımayarak ayaklandı, sonuçta
yenildi. Malatya civarında bulunan Masara (Minşar) ve bilahare de
Kezirpert(Gaderbeyt) Kalesine hapsedildi. I. İzzettin Keykavus’un 1220
yılında ölümünden sonra yerine I. Alaaddin Keykubat geçirildi. Keykubat,
Malatya şehir surlarını onartarak, kentin savunmasını güçlendirdi.
Şehri imar eden Keykubat’ın en önemli eserlerinden biri de 1224 yılında
yapılan ve Anadolu Büyük Selçuklu Mimari geleneğini temsil eden tek eser
Malatya Ulu Camii (Eski Malatya – Battalgazi) dir.
Keykubat, Fırat boylarında 1226 yılında yeni fetihlere girişti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder