Adıyaman, Kâhta ve Çemişgezek kaleleri
Sultana tabi olmuştur. Kış yaklaştığında, Malatya’dan ayrılarak
Antalya’ya hareket etmiştir. Alaaddin Keykubat yerine İzzettin Kılıç
Arslan’ın geçmesini istiyordu. Ancak, 1237 yılında öldüğünde dönemin
veziri Sadettin Köpek, hile ile II. Gıyaseddin Keyhüsrev’i başa geçirdi.
Anadolu Selçukluları’nın hizmetinde bulunan Harzemşah’lı beyler, bu
durumu kabullenmediler. II. Gıyaseddin, Harzem Beylerinin ve
askerlerinin başında bulunan Kayırhan’ı hapsettirdi. Kayırhan’ın hapiste
ölümü üzerine Harzemşahlılar, batı ve orta Anadoluyu terk ederek,
Malatya’ya doğru hareket ettiler. Masara veya Arapgir yolundan Fırat
nehrini geçtiler, yol üzerinde bulunan bütün vilayetleri yağma ettiler.
Bu durumda telaşa düşen II. Gıyaseddin Keyhüsrev, Kemalettin Kamyar’ı
merkez ordusunun komutanlığına tayin edip, Harzemleri geri döndürmek
maksadıyla gönderdi. Kemalettin Kamyar Malatya’ya geldiğinde dönemin
Subaşısı olan Seyf Üd Devle Er Tokoş’u onları takiben Harput’a yolladı. O
da Harput Subaşısı Seyfettin Bayram ile birlikte Harzemlilerinde
anlaşmaya yanaşmamaları sonucu savaş başladı. Onlar Seyfeddin Bayram’ı
bazı askerleri ile öldürdüler, Seyf Üd Devle Er Tokuş’u da esir ettiler.
Yöre büyük zararlar gördü. Moğol istilasının yaklaştığı sırada
Harzemşahları kaybetmek, devletin direnme gücünü büyük ölçüde azalttı.
1240 yılında Baba İshak’ın emri üzerine Türkmenler, sığır, koyun ve
diğer mallarını satıp silah satın aldılar; cihad ilanı Türk kabile ve
obaları arasında yayılınca, Türkmenler her köşeden karıncalar gibi
İsyana başladılar, kısa sürede bu isyan büyüyüp genişledi. Malatya
Subaşısı Muzaffereddin Alişir, ayaklanmayı bastırmaya çalıştıysa da
büyük kayıplar vererek bozguna uğradı. Malatya’ya dönen Muzaffereddin
Alişir, yeniden asker toplayarak ayaklananların üzerlerine yürüdü, fakat
yenilerek geri çekilmek zorunda kaldı. Devlet bu ayaklanmayı güçlükle
önleyebildi. Selçukluların bu durumunu gören Moğollar,
kararsızlıklaından sıyrılıp, Anadolu’ya saldırıya geçtiler. 1243
yılındaki Kösedağ Savaşında Selçuklular yenilgiye uğrayınca, Sultan II.
Gıyaseddin Keyhüsrev, Tokat’a kaçtı. Kösedağ bozgunu üzerine, Malatya
subaşısı Reşideddin, yanına adamlarını ve değerli eşyalarını alarak
Malatya’yı terk etti. Yöneticisiz kalan Malatya’da Müslüman ve
Hıristiyan halk, anlaşıp kent surlarına ve kapılarına muhafızlar
görevlendirerek Malatya’yı dış saldırılardan korudular. Ancak, Moğol
istilası ürünlerin toplanmasına engel olmakta idi. Moğollarla anlaşma
yapıldı ve kentin subaşısı Reşideddin geri döndü. Bu sırada Yasavur
Noyan komutasındaki bir Moğol ordusu, Halep’ten sonra Malatya önlerine
geldi. Moğollar surların dışında kalan halkı öldürüp, ürünleri yaktılar.
Subaşı Reşideddin, kent halkından 40.000 altın toplayarak Moğollara
verdi ve onların Azerbaycan’a dönmelerini sağladı. Moğolların
ayrılmalarından sonra Malatya’da kıtlıkla birlikte veba salgını baş
gösterdi. 1256 yılında Baycu Noyan, Anadolu seferine çıktı. II. İzzettin
Keykavus’un Bizanslılara sığınması üzerine, 4. Kılıç Arslan Anadolu
Selçuklu tahtında rakipsiz kaldı. 1257 yılında Baycu Noyan’ın
Azerbaycan’a gitmesinden sonra geri dönen II. İzzettin Keykavus tahtı
ele geçirdi. II. İzzetttin Keykavus, Şerafettin Ahmed’i Malatya’ya
gönderdi. Moğollara yenilmesi üzerine yerine, cüssesi küçük zekâsı ve
cesareti yüksek Ali Bahadır’ı Malatya’ya gönderdi. Büyük bir kıtlık
geçiren ve buğdayın bir yükü 120 dirheme satılan Malatya’da halk Ali
Bahadır’ı iyi karşılayarak, Sultan İzzettin’in hâkimiyetini kabul
ettiler. Onun otoritesi ile yollar açıldı ve kıtlığa son verildi. Ancak,
Baycu Noyan, Malatya üzerine yürüyünce, Ali Bahadır Kâhta’ya kaçtı.
Baycu Malatyalılara Kılıç Arslan’ın saltanatını tanımaları için yemin
ettirdi ve şehrin altınlarını toplayarak, Bağdat muharasına giderken,
Kılıç Arslan’ın emirlerinden Fahrettin Ayaz’ı Malatya valiliğine tayin
etti.
Baycu, 1258 yılında Anadolu’dan
ayrılınca, Ali Bahadır Malatya önlerine geldi. Ettikleri yemine bağlı
kalan Malatya halkı, Moğol istilasından da korktuğu için kentin
kapılarını kapalı tuttular. Ancak, baş gösteren açlık yüzünden açmak
zorunda kaldılar. Ali Bahadır, Kılıç Arslan yanlısı Fahrettin Ayaz ile
iğdiş başı Muin’i öldürttü. Ali Bahadır Moğollar’ın ilerlediğini
öğrenince Malatya’yı terk edip, Sultan İzzettin’in yanına döndü. Ülke
karışıklıklar içinde bunalmıştı. Moğol baskısı giderek artıyor,
Anadolu’daki Türkmen boyları da fırsat buldukça ayaklanıyorlardı.
İlhanlı hanı, Olcayto, Anadolu üzerindeki İlhanlı egemenliğinin çökmekte
olduğunu görünce 1314 yılında Emir Çoban’ı Naib tayin eylemişti.
Olcayto için Haraç toplayan Mardu ve Cemaleddin, Malatya halkına sürekli
baskı uyguladılar. Tecavüze uğrayan Malatyalılar bu mülkün 170 yıldan
beri kendilerine ait olduğunu, Selçuklu sultanlarının verdiği beratların
ellerinde bulunduğunu söyleyerek acı acı yakınıyorlardı.
Halep Memlük Emiri Seyfettin
Tengiz, ordu ile Malatya’ya varınca Cemalettin Hızır, kentin ileri
gelenleri ile birlikte onu karşıladı ve bağışlanmaları dileğinde
bulundular. Seyfettin Tengiz tarafından affedilen Malatya halkı
askerlerin şehri yağmalamalarına müsaade etmemek kapıya bırakılan
muhafızları dinlemeyerek şehre girdiler. Selçuklular devrinde Malatya,
sanayi ve ticareti ileri, zengin bir şehirdi. Burada kumaş dokuyan
tezgâh miktarı 12.000 ile 19.000 arasındaydı. İşte Memlük askerleri bu
zengin şehri yağmalamaya başladılar. Müslüman- Hıristiyan farkı
gözetmeksizin kıymetli eşyalarını alarak, halkını esir ettiler. Bununla
beraber dönüşte Müslüman esirleri serbest bıraktılar. Memlükler kentten
ayrıldıktan sonra Emir Çoban, Malatya’ya gelip düzeni sağladı. Yakılıp
yıkılan yapıların onarılmasını emretti. Malatya’nın müdafaası için de
2000 süvari bıraktıktan sonra, 1315’te Tebriz’e döndü. 1318 tarihinde
sonra da Anadolu Selçuklu Devleti tarihe karıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder